Gönderen: Türker | Nisan 7, 2009

Jandarma Komutanları..Dikkatinizi çekti mi?

Sözde Kürt devletine karşı çıkan,İncirlik üssü’nün kaldırılmasını isteyen ve daha sonra suikaste kurban giden Jandarma eski Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa ..

Uyduruk Ergenekon Davasından üstelik emekli olduktan sonra gözaltına alınan ve hapise atıldıktan sonra komaya giren ve uzunca süre gözaltında kalan Jandarma eski Komutanı Şener Eruygur Paşa ;

BBP Genel Başkan Yardımcısı Tunç, öyle bir iddia ortaya attı ki duyanları kahretti. Eğer doğruysa Türkiye için çok yazık!

“TÜRKİYE’NİN YÖNETİM ZAFİYETİ”

Bir de Türkiye’deki bürokrasi kirliliğini de aşabilmiş değiliz. Amir memurun üstüne, o onun üstüne, tekrar dönüp astın astına diye devam ederek saatleri kaybediyoruz. 16.33′te düşen helikoptere Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ancak üç saat sonra hareket edip müdahale etmeyi amaçladığını görüyoruz. Bu da bir zafiyettir, yönetim zafiyetidir.”

“AKUT’TA AYNI BÖLGEDE”

Kısa bir süre önce partili 4 mühendisin, temin ettikleri GPS cihazıyla bir koordinat belirlediklerini belirten Tunç, ”Bu koordinat Ilıca beldesi yakınlarında Hacıbudak mevkii denilen bir mevki. Bu koordinat aynı zamanda AKUT tarafından da Nasuh Mahruki ve arkadaşları tarafından da tespit edilen nokta. Üçüncü bir teyit ise köylülerden öğrenilen bölgede aynı nokta. Bu koordinat dağın güney tarafında, ama birkaç saat öncesine kadar dağın kuzey tarafında arama yapılıyordu. Bunu anlayabilmek, izah edebilmek mümkün değil, biz bunu anlayamıyoruz. Tabanımıza ve büyük Türk milletine bu beceriksizliği yapanların bu durumu bir an önce izah etmelerini bekliyoruz” dedi.

“PARTİLİLER BÖLGEYE HAREKET ETTİ”

Üzeyir Tunç, koordinatları tespit eden partililerin Ilıca beldesinde belediyeden temin ettikleri araçlarla olay mahalline ulaşmaya çalıştıklarını, ancak yolun çökmesi nedeniyle yola yaya devam ettiklerini anlattı.

Tunç, kendilerinden önce aynı noktayı tespit eden ve bu durumu Başbakanlık Kriz Masası’na bildiren AKUT ekibinin de olay yerine yaklaştığını dile getirdi.

AKUT’un da aynı tespitte bulunduğunu, bu noktanın tespitini Başbakanlık Kriz Masası’na bildirdikten sonra öğrenebildiklerini ifade eden Tunç, ”Başta söylediğim gibi Başbakanlık Kriz Masası’ndan hiçbir sağlıklı bilgi alamıyoruz. Ancak zorlamalarımız ve teyit çalışmaları sonucunda bir şeylere ulaşabiliyoruz” dedi.

Bölgede bulunan askeri birliğin komutanın da telefonla arayarak birlikleri olay mahalline sevk ettiklerini söylediğini aktaran Tunç, ”Şu ana kadar yapılan aramaların tam ters istikametinde bir yönde sinyallerin tespit edilerek aramaların o tarafa aktarıldığını bilgilerine sunmak istedim” diye konuştu.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Tunç, gazetecilerin sorusu üzerine, arama çalışmalarından sonuç alınamamasında bir kasıt aramadıklarını belirterek, kriz aşıldıktan sonra arkasını araştıracaklarını söyledi.

Gönderen: Türker | Mart 13, 2009

PROMPTER NEDIR? TAYYIP ERDOGAN NEDEN KULLANIR?

Erdoğan’a ‘prompter’ sorusu

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, toplantılarda ve mitinglerde kullandığı prompterin (şeffaf cam üzerinden okuma) maliyetini sordu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, konuşmacıların, Türkçesi görüntülü not defteri anlamına gelen ‘prompter’ vasıtasıyla sunumunu sanki ezberden yapıyormuş gibi intiba uyandırdığını, sağa ve sola dönerek konuşmasını aksatmadan sürdürdüğünü belirtti.

Başbakan Erdoğan’ın da açık hava mitinglerinde, salon toplantılarında, grup toplantılarında, resepsiyonlarda yaptığı konuşmalarında prompteri etkili bir şekilde kullandığını kaydeden Vural, prompter cihazının Başbakanlığa ait olup olmadığını, bu cihazdan kaç adet bulunduğunu, bunların ne zaman satın alındığını, ihale yapılıp yapılmadığını, cihazın kaç personel tarafından kullanıldığını öğrenmek istedi.

Vural, önergesinde şu sorulara yer verdi: ”Eğer cihaz Başbakanlığa ait değilse dışarıdan hizmet satın alınıyorsa böyle bir hizmetin bedeli ne kadardır? Konuşma başına mı yoksa günlük mü kiralanmaktadır? Bu cihazı kullanması için gerekli olan personel masrafı da bu hizmetin içinde midir? İçinde değilse bu hizmet için kaç personel kullanılmaktadır? Bu personel nerede ve nasıl istihdam edilmektedir? Bu personelin Ankara dışı seyahatlerinde görevlendirme yapılmakta mıdır? Bu seyahatler uçakla mı yapılmaktadır?”

Gönderen: Türker | Mart 12, 2009

TAYYIP NASIL BASBAKAN OLDU

sayın Başbakan 14 Mart 2003′te nasıl Başbakan oldun, nasıl milletvekili oldun? Hala şüpheli, izah edilemiyor, karanlık odalarda, karanlık ilişkilerle, milletvekili olma vasfına sahip değilken 4 mısra bir şiirle, villa gibi bir cezaevinde 4 ay kaldıktan sonra seni hangi güç, Siirt’te seçilmiş bir milletvekilini istifa ettirerek, senin için bir ara seçim yaptırarak milletvekili olup Ankara’ya getirdikten sonra Başbakan yapmıştır

Gönderen: Türker | Mart 12, 2009

‘Durmak yok bölücülüğe devam’

MHP Lideri Bahçeli Ahmet Türk’ün Meclis’te Kürtçe konuşmasına sert tepki göstererek bu hareketin AKP’nin açtığı yolda kurgulanan hain projenin adım adım yeni yıkım projesi olduğunu vurguladı.

Devlet Bahçeli, “Bu kapsamda, ” Durmak yok yola devam ” denilerek tam hızla girilen stratejik dönemeçte, bölücülüğün bütün siyasi emellerini adeta teslim alan Adalet ve Kalkınma Partisi ile Meclis” teki siyasal bölücüler arasındaki işbirliği sıkılaşmış; bölünme ve husumetin sahiplenilmesinde görev dağılımı ile ince rekabet yaşanmaya başlanmıştır ” dedi.

” Bu olay, AKP’nin ve bizzat Erdoğan’ın sözde “Kürt açılımı ve Diyarbakır yaklaşımı” nın bölücü mihraklarda derhal karşılık bulduğunu ve bölücülüğü TRT ekranlarından Kürtçe selamlayan Erdoğan’ın, “36 etnik grup var” diyerek attığı tohumların elverişli zeminlerde hızla yeşermeye başladığını ortaya koymuştur ” diyen Bahçeli ” Türk Milleti henüz son sözünü söylemedi ” diye vurguladı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün Meclis’teki DTP grup toplantısında Kürtçe konuşmasına sert tepki gösterdi.

” Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin açtığı yolda kurgulanan hain projenin adım adım uygulanmaya çaba harcandığı son derece hassas bir dönemin bütün emarelerini göstermeye başlamıştır. Milli kimlik ekseninde tartışmaları sürdürmek, üniter yapıda kurulmuş milli devlet niteliğini tasfiye etmek, etnik köken temelinde bölünmeyi başlatmak ve Türk milletine mensubiyet şuurunu zayıflatmak karşımızdaki oyunun ilk perdesidir ” diyen Bahçeli, ” Avrupa Birliğinin de sayısız dayatmalarından biri olan alt kimliklerin milli azınlık olarak tanınması, bu yapay ayrıma Anayasa teminatı altında siyasi ve hukuki statü kazandırılması, Türk milletinden ayrı bir millet yaratma arayışları ile bunu sağlamak üzere öncelikle ana dilde yayın ve eğitim imkanı sağlanması bu yıkım projesinin temel stratejisidir ” açıklaması yaptı.

TERÖRDEN BESLENENLER

MHP Lideri Bahçeli, ” Bugün, terörden beslenerek masumane istekler halinde meşrulaşma eğilimi gösteren bölücü talepler olan “federasyon, ayrı bayrak, ayrı eğitim dili, ortak kurucu halk, çokluklar devleti ve hatta ayrılma tehditleri” gibi ihanet kavramları, karşımızdaki tehlikenin boyutlarını algılamak açısından yeterli olacaktır.

Türkiye, siyasi bölücülük ve silahlı terörün adım adım meşruiyet kazanması yolunda hükümetin icraatlarıyla mesafe aldığı çok tehlikeli bir döneme girmiş, terör destekli etnik bölücülük siyaset sahnesine taşınmış, PKK’nın siyasallaşma stratejisinde yeni bir aşamaya gelinmiştir. Türkiye’nin ve büyük Türk milletinin kaderi üzerinde kumar oynayanların maksadının, Türkiye’yi ayrışma, ayrıştırma ve çatışma ortamına sürüklemek olduğu artık bütün gerçeği ile ortadadır.

Bu kapsamda, “durmak yok yola devam” denilerek tam hızla girilen stratejik dönemeçte, bölücülüğün bütün siyasi emellerini adeta teslim alan Adalet ve Kalkınma Partisi ile Meclisteki siyasal bölücüler arasındaki işbirliği sıkılaşmış; bölünme ve husumetin sahiplenilmesinde görev dağılımı ile ince rekabet yaşanmaya başlanmıştır.

KÜRTÇE TV İLE BAŞLAYAN SÜREÇ

Bu ihanet sürecinde AKP, Bölücüler ve Barzani arasındaki işbirliğinde kimin ön alacağı tartışma ve seçim malzemesi konusu olmuş, iktidarın Türkçe dışında yayın yapan TRT kanalını iftiharla açmasından sonra, bu kez de PKK yandaşları Türkçe dışında bir dili Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Grup toplantılarına kadar taşımışlardır.

Ülkemizin temel değerlerinin aşağılandığı, milli Türk tarihinin sorgulandığı, her türlü alçaklığın alkışlandığı, sınırsız hıyanetin sergilendiği ve bütün bunların teşrifatının ise iktidar partisi tarafından hukuka uygunluk kılıfı ile yapıldığı bugünkü siyasi ortam; beka düzeyindeki tehlikelere geri dönülmemek üzere kapı aralamıştır.

Cumhuriyeti temelinden sarsmak ve milli devlet yapısını parçalamak için emel ve fikir birliği etmiş oldukları bilinen mihraklar, Sevr sevdalıları, Avrupa Birliği hayranları, federe devlet kılavuzları ve okyanus ötesi maşalar, iktidar zihniyetini de aralarına katarak tam bir cephe oluşturmuş, safları sıklaştırarak faaliyetlerine hız vermişlerdir.

Bugün yapılmak istenen, etnik bölücülüğün siyasi bir sorun olarak çözümü için uygun bir ortam yaratılması, bunun siyasi ve toplumsal altyapısının iktidar ve bölücülük elbirliği ile içten içe hazırlanmasıdır.

HER GÜN YENİ BİR REZALET

Türkiye’deki Brüksel ve Erbil lobilerinin, İmralı canisinin, PKK’nın ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki piyonlarının Türkiye’ye dayatmak istedikleri bu siyasi senaryonun sahneye konulması mümkün olabilirse, PKK’nın siyasi talepleri ve eylem planı, bu süreçte demokratik çözüm platformu haline getirilecek ve iktidar tarafından yürürlüğe konulacaktır.

Bu aşamadan sonra her gün yeni bir rezaletin yaşanması, her gün farklı bir odağın bölücülük bayrağını taşıması, tırmanan ayrılık ve husumet ortamının yeni boyutları ile karşımıza çıkması artık kaçınılmaz olacaktır.

Nitekim, demokrasinin sağladığı imk‰nla milletvekilliğine kadar ulaşarak siyasi bölücülüğün temsilciliğini yapan bir zatın; partisinin Meclis Grup toplantısında, Anayasa ve yasalara aykırı olarak Türkçe dışında bir dille konuşma yapması bu zihniyetin aldığı mesafeyi ve iktidarla arasındaki irtibatı göstermesi bakımından önemli ve anlamlı olmuştur.

ERDOĞAN’IN BAŞLATTIĞI SÜREÇ

Bu son hadise ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve bizzat Başbakan Erdoğan’ın sözde “Kürt açılımı ve Diyarbakır yaklaşımı” nın bölücü mihraklarda derhal karşılık bulduğunu ve bölücülüğü TRT ekranlarından Kürtçe selamlayan Başbakan Erdoğan’ın, “36 etnik grup var” diyerek attığı tohumların elverişli zeminlerde hızla yeşermeye başladığını ortaya koymuştur.

Şimdi sıra, iktidar tarafından özgürlük adı altında bölücülüğe anayasal kılıfların hazırlanacağı ve milli devletin ortadan kaldırılması için son darbelerin vurulacağı yeni bir sürecin karşılıklı jest ve hamlelerle yaşanmasına gelmiştir.

Türkiye sanal ortamlarda kahramanlığa soyunarak duygu sömürülerine sarılan Başbakan Erdoğan’dan Davos’ta bir gazeteciye karşı gösterdiği duruşu, şimdi kendi açtığı yolda karışımıza bölücü taleplerin tırmanışı olarak çıkmış bu meselede de muhataplarına göstermesini beklemektedir.

MECLİS GEREĞİNİ YAPMALI

Milliyetçi Hareket Partisi, İstiklal savaşımızı yönetmiş bir “Gazi Meclis” içinde böylesi bir ihanetin karşılıksız kalmaması için Türkiye Büyük Millet Meclis üyelerinin haysiyetlerini koruyacaklarına ve aziz milletimiz adına gerekeni derhal yaparak bu lekeyi mutlaka temizleyeceklerine inanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesine, etnik farklılıkları aşan ve ortak değerlere dayanan milli birliğimizin tahrip edilmesine elbette hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bundan kimse kuşku duymamalı ve tereddüt etmemelidir.

Bununla birlikte, Türkiye’nin etnik, mezhep ve kültürel farklılıklar temelinde bir çekişme ortamına sürüklenmesi ve bunun sonucu sorunlu ve ayrışmaya elverişli bir devlet ve toplum haline getirilmesi çok önemli bir tehdit olarak karşımızdadır.

Bu kapsamda, Avrupa Birliği macerası bu çerçevede bir kez daha gözden geçirilmeli, hükümetin tam bir teslimiyetle ve sürekli olarak dengeli ve olumlu bulduğunu açıkladığı Bürüksel dayatmaları milli birliğimizin geleceği açısından yeniden sorgulanmalıdır.

Bu vesile ile bir kez daha ifade etmek isterim ki, hiçbir kuvvet ve mihrak, Türk milletini bölme ve Türk devletini parçalama gibi gizli veya açık niyetlerinin gerçekleştiğine hiçbir zaman şahit olamayacaktır.

Hiç kimse hayale kapılmamalı Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel harcı olan ilke ve esasları değiştirmeyi, milli devlet niteliğini ve üniter yapıyı tavsiye etmeyi hatırından geçirmemelidir.

TÜRK MİLLETİ HENÜZ SON SÖZÜNÜ SÖYLEMEDİ

Yüksek vatan sevgisi, millet aşkı ve bağımsızlık heyecanının zirveye ulaşarak, şehitlikle taçlandığı muhteşem Türk tarihi, Türk Milletinin vatanı ve birliği için neleri göze alabileceğini göstermesi bakımından ibret vericidir.

Tarihimizin aziz hatıraları, Türk milletinin muazzam gücünü sınamaya kalkışan ihanet odaklarını nasıl bir sonun beklediğini anlamaları açısından ders alınması gereken ihtar ve ikazlarla doludur.

Bu itibarla, bugün de milletimizi birbirine düşürmeyi, topraklarımızı tartışmayı hayal edenler varsa, kendileri gibi niyet sahiplerinin ve işbirlikçilerinin tarihte uğradıkları akıbetten artık ders çıkarmış olmaları kendi hayırlarına olacaktır. Bilinmelidir ki, bu konuda Türk milleti henüz son sözünü söylememiştir ” dedi. (Ortadoğu Gazetesi)

Gönderen: Türker | Mart 12, 2009

BAHCELI ROPORTAJI

MHP Lideri Devlet Bahçeli 2007 Temmuz genel seçimlerinden bu yana ilk kez özel röportaj verdi. Seçim gezileri için çıktığı Doğu turuna uçakla gitmeyi tercih etti. Bahçeli’nin gezisine Star Ana Haber Ankara Haber Müdürü Esad Bala da katıldı.

Devlet Bahçeli Star Haberin sorularını yanıtladı. İşte konuşmalarından satır başları;

SEÇİM HARCAMALARI İÇİN NE DEDİ?

“Makam arabalarıyla arkasından başbakanlığa ait bir Cumhuriyet otobüsüyle şehire giriyor. Sonra da bir başbakanlık kurumu olan TOKİ’nin düzenlemiş olduğu sanal açılımlar bahanesiyle parti mitingi yapıyor. Bu tür siyasi tarihihn hiç görülmemiş, bugüne kadar başbakan olmuş olan şahsiyetlerin hiç birisinin iltifat etmemiş olduğu bir yaklaşımdır. Tasvip etmek de mümkün değildir.”

SİVAS’TAN ÖTEYE GEÇEMİYOR MU?

Başbakan Erdoğan’ın Bahçeli ve diğer parti liderleri için “Sivas’tan öteye geçemiyorlar mı?” eleştirisine de Bahçeli’den yanıt gecikmedi.

“Sayın Başbakan siyasi partilerin genel başkanlarına ‘Sivas’tan öteye gidemiyorlar’ derken ana muhalefetle muhalefeti kastediyorsa o zaman bu düşündürücüdür. Çünkü Avrupa’da Türkiye’yi bölmek için hazırlanmış olan seneryoların bir bölümü haritalara dayalı, bu haritalardan bir tanesi Sivas ve Gavur Dağı diye nitelendirdiğimiz, eksenin Doğu kısmını başka bir siyasi kimlikle veya hayal olan bir devletçikle ifadeye çalışıyorlar. Sayın Başbakan da bunu körüklüyor.”

TRT ŞEŞ İÇİN NE DEDİ?

Kürtçe açılımlarla ilgili fikirlerini ile getiren Bahçeli, bu açılımların ayrımcılığı körüklediğini öne sürdü ve şunları söyledi;

“Bunlar Türkiye’deki ayrımcılığı körükleyen yanlış davranışlardır. Zaman zaman sanatçılar da aynı hataya düşüyorlar. Bir moda gibi algıyorlar. Toplumda ne gibi yaralar açtıklarının farkında değiller.”

EKONOMİK KRİZ TEĞET GEÇTİ Mİ?

Ekonomik kriz konusunda hükümetin pembe bir tablo çizdiğini ve gerçeği görmediğini söyleyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın kriz ile ilgili sözlerini kaale almadığını belirtti.

Türkiye’nin ekonomik durumuyla alakalı olarak Sayın Başbakan gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. ‘Teğet geçti, hamdolsun iyiyiz, bizim çalışmalarımız gayet iyi gidiyor. Muhalefet panik yaratıyor, felaket tellallığı yapıyorlar’ gibi hiç bir şekilde kaale alınmayacak söylemlerle o ancak ve ancak kendisini tatmin eder. Ama gerçeği görmesi lazım… Gerçeği göremiyorsa bir gün gerçek kendisini görecektir.”

OBAMA’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ

ABD Başkanı Obama’nın Türkiye’ye gelişini de yorumlayan Bahçeli şunları dile getirdi;

“Obama’nın Türkiye’ye gelişi bir çok çevre tarafından iyi bir gelişme. Türkiye’ye verilen bir önem olarak algılanıyor. Ancak Şubat ayında ABD Başkanlığını yüklenmiş olan bir devlet başkanının Türkiye’ye gelişi, erken oluyor gibi geliyor bana… O zaman böyle bir acil gelişi körükleyen sebepleri dşünmek lazım. O da Orta Doğu’da aranmalı, İran – Amerika ilişkilerinden aranmalı, Ermeni ilişkilerinde aranmalı.”

ERKEN GENEL SEÇİM OLMALI MI?

“Bu seçimlerde erken genel seçimi vurgulayan bir durum yok. Çünkü bu bir mahalli idareler seçimidir. Ancak bugünkü AKP zihniyetine millet iradesiyle bir uyarıda bulunmayı anlamlı kılan bir seçim sonucu ülkemiz için yararlı olur.”

Gönderen: Türker | Ocak 24, 2009

Ergenekon diye bir örgüt yok!!!!!!!!!

11 ay sonra özgürlüğüne kavuşan gazeteci Vedat Yenerer, “Hukuk
mücadelemi sürdüreceğim” dedi.

 

Ümranİye davası kapsamında 11 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen gazeteci Vedat Yenerer, hukuk mücadelesini sürdüreceğini söyledi. Yenerer, “Korkunç bir iftira kampanyasıydı. Bu oyun bozulacak” dedi.

 

Yenerer: Hukuk
mücadelem sürecek
Ümraniye davası kapmasında 11 aydır tutuklu olarak yargılandıktan sonra tahliye edilen gazeteci-yazar Vedat Yenerer, hukuk mücadelesini sürdüreceği mesajını verdi. Yüce Türk adaletine güvendiğini kaydeden Yenerer, “Biraz gecikmiş de olsa hak yerini buldu. Hukuk mücadelemiz sonuna kadar sürecek” dedi.  Dün öğle saatlerinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Yenerer, burada gazetecilerin sorularını cevapladı. 11 ay tutuklu kaldığı sürede hayatının en kötü ve üzücü dönemini yaşadığını ifade eden Yenerer, “Korkunç bir iftira kampanyası, korkunç bir oyunla karşı karşıya kaldım. Bu kirli oyunun içine ben de sokuldum. Aylarımız bize oynanan aşağılık oyunlarla, düzmece belgeleri düşünerek geçti. Kalbim hala orada bıraktığım arkadaşlarımla beraber. Kalbim orada kaldı” dedi.

Suçumu bilmiyorum
Ümraniye operasyonları kapsamında evinin 22 kişi tarafından basıılmasına rağmen, suçunu hala bilmediğini ifade eden Yenerer  “Neden 11 ay tutuklu kaldığımı da bilmiyorum” diye konuştu.  Ergenekon adı altında bir örgütün olmadığını kaydeden gazeteci Yenerer, şöyle devam etti: “Böyle bir örgüt yok. Kimse kimseyi tanımıyor. Örgütü kabul eden de yok. Bu oyun mutlaka bozulacak” dedi. Yenerer, terör örgütü PKK ile sözde Ergenekon örgütü arasında irtibat sağladığı iddialarının asılsız ve çok alçakça olduğunu söyledi. Cephanelik yeri gösteren olmamasına rağmen, polisin eliyle koymuş gibi mühimmatları bulduğunu hatırlatan Yenerer, “Buna Türkiye’nin inanmasını bekliyorlar” diye konuştu. 

Yandaş medyaya tepki
Yenerer, bu tezgahı kuranların o mahkemeye mutlaka geleceğine inandığını ifade etti. Gazeteci Vedat Yenerer, yandaş medyayı da “İşbirlikçi medya, bunlara  televizyon kanalı diyemiyorum. Kanalizasyon diyorum. Bir gazeteci bu kadar onursuzca, şerefsiz habercilik yapamaz. Siyahı nasıl bu kadar rahat beyaz gösterebilirsiniz. Onlar kendilerini biliyorlar” sözleriyle eleştirdi.

 

Coşkulu karşılama
Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından bir araçla Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin çıkışına bırakılan Yenerer, yakınlarının “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganıyla karşılandı.

Gönderen: Türker | Ocak 23, 2009

ERGENEKON BOMBALARI (YOKSA SİZ İNANDINIZ MI? )

Toprak altından çıkarılan bombalar “Silah ve patlayıcı nasıl gömülür?”

“1 – Patlayıcı ve silah yan yana gömülmez.
2 – Yalıtım olmadan hiçbir silah oksitlenmeden kalamaz. Yalıtım için 2004 tarihli gazete değil, kilolarca balmumu vs. kullanmak gerekir.
3 – Lav silahı elektrikli ateşlemeyle çalıştığı için yer altına gömülemeyecek silahlardandır.
4 – Silah ve patlayıcı dozerle aranmaz.
5 – Silah, insan ayağı basması ihtimalinin çok zayıf olduğu yerlere gömülür. Apartman aralarına, elektrik direklerinin yakınlarına değil.
6 – Silahlara belli dönemlerde periyodik bakım, yağlama, temizleme vs. gerekir. Senelerce silah toprak altında bırakılmaz.
7 – Gömdüğünüz yere çelik ızgaralar yoluyla su kanalları yapmanız gerekir.

Gönderen: Türker | Ocak 15, 2009

Bahçeli ve şehit cenazeleri

Bahçeli ve şehit cenazeleri

Hafta sonu bir araya geldiğim MHP’nin kurmay kadrosuna sıkça karşılaştığım bu soruyu yönelttim:
Kurmay kadrosunun “O bir Türkiye sevdalısı” diyerek, anlatmaya başladığı Devlet Bahçeli için “Sayın Genel Başkanımız şehit cenazelerine gitmez ancak, tüm aileleri telefonla arayıp mutlaka başsağlığı diler ve ihtiyaçlarına yardımcı olmaya çalışır. Genel Başkan katılmasa bile törenin yapıldığı il, ilçe veya köy neresi ise mutlaka parti teşkilatından isimler orada olur. Ayrıca genel başkanımızın cenazeler konusunda ki hassasiyeti parti teşkilatlarına yazılı bir talimat ile açıklanmıştır. Tüm teşkilat o cenazeye katılacak ama kesinlikle parti bayrağı açmayıp, Bozkurt işareti yapmayacaktır. Şehit cenazesi en güzel şekilde defnedilip hiçbir şekilde gerginlik ve taşkınlık yapılmayacaktır. Çünkü Genel Başkanımız; MHP hiçbir zaman bu ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlerin oyununa gelmeyecek ve Türk – Kürt kavgası çıkarmak isteyenlerin oyununu bozacak” diye konuştuğunu söylediler…

Yıllardır ülkemizi bölmek ve parçalamak için uğraşan başta sözde müttefikimiz ABD ve beraberinde ki Avrupa ülkelerinin salyalarını akıtarak kurdukları oyunu boşa çıkartan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’yi devlet adamlığı duruşundan dolayı tebrik ediyorum.

Kavga etme kitap oku

Birçok iç ve dış mihrakın tahrikleri sonucu sokak kavgasına çekilmek istenen ülkücü teşkilatı “Kavga etme kitap oku” felsefesi ile kontrolde tutan MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli birçok kesim tarafından tenkit edilse de şunu kimse unutmasın ki, ülkesini seven herkes tarafından takdir ediliyor.

10 Ekim Cuma günü MHP Genel Merkezi’ne iadeyi ziyaret amacıyla gelen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’ye göstermiş olduğu bu hassasiyetten dolayı teşekkür etmiş.

75 dakika süren ziyaret esnasında MHP’nin hem tezkereye verdiği destek, hem de tahriklere kapılıp sokağa dökülmeme konusunda gösterdiği duyarlılığa değinen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, “Devlet Bey terörle mücadele ve ülke birliği konusunda göstermiş olduğunuz hassasiyeti kutluyorum. Memleketimiz gergin bir süreçten geçiyor, birileri Türk-Kürt çatışması çıkarmaya çalışıyor, bu süreçte size ve bu oyuna gelmeyen teşkilatınıza teşekkür ederim. Bu ülke hepimizin” diyerek, bu duyarlılığın devam etmesini istemiş.

Türkün toprağına, bayrağına ve milletine sahip çıkmasını bilen her Türk genci, şunu artık çok iyi biliyor ki, hiçbir tahrik onları kardeşin kardeşe kurşun sıktığı geçmişteki o kötü günlere götüremez
Artık her şey mutlu bir Türkiye için.

Gönderen: Türker | Ocak 15, 2009

Bahçeli’den Erdoğan’a: Cücük

MHP lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın MHP’ye yönelik ‘yavru’ ifadesine karşı AK Parti’yi “cücük” olarak nitelendirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “yavru muhalefet” sözlerine Antalya’da cevap verdi. Antalya’da büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının tanıtıldığı toplantıda Bahçeli, AK Parti iktidarına yüklendi. İşte Bahçeli’nin Erdoğan’a Antalya’dan verdiği cevap; “YOLSUZLUKLARDAH BAHSET” Sayın Başbakan her şeyin kendi döneminde başladığını söylüyor. Her şeyde ‘Şu kadar derslik vardı, şu kadar yapıldı’ diyor. Pekala ‘Şu kadar yolsuzluk yapıldı, onun üzerine şu kadar yolsuzluk ilave edildi’ niye demiyorsun? 57. HÜKÜMETİ ÖVDÜ 90’lı yılların en uzun ömürlü koalisyonunun kurulması ve devamına katkı sağlamış ve Türkiye’yi kaosa, kargaşaya sürüklemeden seçime götürebilmiş MHP’yi ‘yavru muhalefet’ olarak nitelendirdiğin takdirde, buradaki Türkmenlerin ifadesiyle söylüyorum, sen 40 yıllık MHP’ye ‘yavru muhalefet’ diyorsan, sense tamamen iktidarında dahi cücük olarak ifade edilirsin. Bugünün kalkmış cücüğü, 40 yıldır Türk siyasi hayatında güzide bir yeri olan Bozkurt’a ‘yavru muhalefet’ diyor. Hadi şuradan. Yavru kelimesini herkes kullanır ama cücük kelimesini bilen bilir. Türk siyasi hayatında yüzde 47 ile gelip cücük kalanlara işaret ediyorum.”

Eski Gönderiler »

Kategoriler