<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>ÜLKÜMÜZ HABER ARŞİV SİTESİ &#187; İSLAM</title>
	<atom:link href="http://ulkumuz.wordpress.com/category/islam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ulkumuz.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Nov 2009 17:07:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='ulkumuz.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/b9ab509fee61bf6c31bbfde68c1dcdec?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>ÜLKÜMÜZ HABER ARŞİV SİTESİ &#187; İSLAM</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://ulkumuz.wordpress.com/osd.xml" title="ÜLKÜMÜZ HABER ARŞİV SİTESİ" />
		<item>
		<title>Hacı hocaya gerek var mı?</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2009/10/12/haci-hocaya-gerek-var-mi/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2009/10/12/haci-hocaya-gerek-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 18:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2009/10/12/haci-hocaya-gerek-var-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Bir sohbet esnasında dinleyenlerden birisi;
&#8221;Bir kimse Kur&#8217;an-ı Kerimi, hadisi şerifleri, fıkıh ilmini biliyor, selefi  salihinin, ilk devir islam âlimlerinin kitaplarını okuyorsa manevi bir yol  göstericiye ne gerek vardır? &#8221; diye sordu.
Cevabında buyurdu ki;
Dediğin doğrudur. Fakat bir eczacı türlü türlü otları ve çiçekleri bilir.  Hangisinden ne gibi şerbet çıkarılacağını, hangi hastalığa faydalı olacağını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=424&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bir sohbet esnasında dinleyenlerden birisi;</p>
<p>&#8221;Bir kimse Kur&#8217;an-ı Kerimi, hadisi şerifleri, fıkıh ilmini biliyor, selefi  salihinin, ilk devir islam âlimlerinin kitaplarını okuyorsa manevi bir yol  göstericiye ne gerek vardır? &#8221; diye sordu.</p>
<p>Cevabında buyurdu ki;</p>
<p>Dediğin doğrudur. Fakat bir eczacı türlü türlü otları ve çiçekleri bilir.  Hangisinden ne gibi şerbet çıkarılacağını, hangi hastalığa faydalı olacağını da  bilir. Hatta çoğu zaman doktorlara da onu gösterir, onun tahlil ve araştırmasına  göre teşhis ettikleri hastalığa onun ilaçlarını tavsiye ederler. Fakat eczacı  bir hastanın hastalığını teşhis etmekten acizdir. Doktorun reçetesi olmadan bir  hastaya ilaç verse, hele ilacın üzerinde reçetesiz satılmaz diye bir kayıt  olursa, eczacı o ilacı verdikten sonra hasta o ilaçla ölürse eczacı  cezalandırılır. Elbette böyle satış yapan cezayı hak eder. Bununla beraber  hastalıkları teşhis ve tedavi eden doktor da kendi filmini çekmekten acizdir.  Belki filmini çekebilir, ama iki omuzun arasında bir çıban varsa onu tedavi  etmekten acizdir. Âlimleri de buna kıyas ediniz. Hâlbuki insan ahiret yolunda  evvela avamdır yani halktandır. Nasıl kendini tedavi edebilir. Kalp  hastalıklarının tedavisi maddi hastalıkların tedavisinden daha zordur. Acaba  nazari olarak tıp ilmini tahsil edene, senin oğlun dahi olsa beyin ve kalp  ameliyatında sen kendini teslim edebilir misin? Fakat tecrübe görmüş ve birçok  başarıları görülmüş bir doktora kendini tereddütsüz teslim edebilirsin değil mi?  Bu kadar vaizler, nasihatlarıyla az kimseleri yola getirirler fakat manevi  rehber olan hocalar öyle değildir. Pek çok günahkâr ve fasık olanların  sohbetleri sebebiyle günahlarından vazgeçmişlerdir. Bu hal apaçık meydandadır.  Diyebiliriz ki zamanımızda yol göstericiler az olduğu için gençlerimizin isyanı  fazla olmuştur. Bugün vaaz ve nasihat eden kimseler çoktur ama hakiki saadet  yolunu gösteren rehberler azdır.&#8221;</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/424/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=424&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2009/10/12/haci-hocaya-gerek-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;den KURAN DERSİ VAADi</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/21/mhpden-kuran-dersi-vaadi/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/21/mhpden-kuran-dersi-vaadi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jun 2007 16:07:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[SEÇİM 2007]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKÜCÜ HAREKET]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/21/mhpden-kuran-dersi-vaadi/</guid>
		<description><![CDATA[
Eğitime yönelik projelerini açıklayan MHP, “Kuran-ı Kerimi Okuma ve Anlama”, “İlmihal Bilgileri” ve “Peygamberin Hayatı” gibi derslerin okullarda seçmeli olarak okutulacağını duyurdu.
Din eğitiminin de okullarda devlet eliyle verilmesi sağlanacak. Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana gibi şahsiyetlerin hayatı ve felsefeleri de seçmeli ders olacak.
Okullarda ‘İlmihal Bilgileri’ seçmeli ders olarak okutulacak
Milliyetçi Hareket Partisi, seçim vaatlerinde, eğitim konusuna [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=277&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a rel="attachment wp-att-276" href="http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/21/mhpden-kuran-dersi-vaadi/276/" title="din.jpg"><img src="http://ulkumuz.files.wordpress.com/2007/06/din.jpg" alt="din.jpg" /></a></p>
<p>Eğitime yönelik projelerini açıklayan MHP, “Kuran-ı Kerimi Okuma ve Anlama”, “İlmihal Bilgileri” ve “Peygamberin Hayatı” gibi derslerin okullarda seçmeli olarak okutulacağını duyurdu.</p>
<p>Din eğitiminin de okullarda devlet eliyle verilmesi sağlanacak. Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana gibi şahsiyetlerin hayatı ve felsefeleri de seçmeli ders olacak.</p>
<p><strong>Okullarda ‘İlmihal Bilgileri’ seçmeli ders olarak okutulacak</strong><br />
Milliyetçi Hareket Partisi, seçim vaatlerinde, eğitim konusuna ağırlık vereceklerini açıkladı. MHP, iktidara gelmeleri durumunda eğitimin tüm kademelerinde sınıf mevcutlarının otuz öğrencinin altına indirileceğini ve ikili eğitim uygulamasına son verileceğini kaydetti. Din eğitiminin de okullarda devlet eliyle verilmesinin sağlanacağını açıklayan MHP, “Kuran-ı Kerimi Okuma ve Anlama”, “İlmihal Bilgileri” ve “Peygamberin Hayatı” gibi derslerin seçmeli olarak okutulacağını ve bu uygulama ile vatandaş ve devlet arasında yakınlaşma sağlanacağını söyledi. Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana gibi şahsiyetlerin hayatı ve felsefeleri de okullarda seçmeli ders olacak. Öte yandan bildiride, dershanelerin özel okullara dönüşmesinin teşvik edileceği, Türklüğün ve İslam’ın değerlerini yaşayan ve yaşatan Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi Türk büyüklerinin hayatı ve felsefeleri, okullarda seçmeli ders olacağı, zorunlu temel eğitim süresi ise 12 yıla çıkacağı açıklandı.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/277/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/277/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/277/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=277&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/21/mhpden-kuran-dersi-vaadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ulkumuz.files.wordpress.com/2007/06/din.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">din.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İSLAM&#8217;da ÖRTÜNME</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/15/islamda-ortunme/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/15/islamda-ortunme/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jun 2007 01:20:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/15/islamda-ortunme/</guid>
		<description><![CDATA[Örtünme Nedir?
Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli bilirli bir hükümdür. Fakat son zamanlarda değişik sebeplerle tartışma konusu yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu konudaki şüpheleri gidermek için bu temel farzın ne olduğunu değişik yönleri ile ele alacağız.
Örtünme Farz Bir Emirdir
Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=273&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><font color="#ff0000">Örtünme Nedir?<br />
</font></strong>Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli bilirli bir hükümdür. Fakat son zamanlarda değişik sebeplerle tartışma konusu yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu konudaki şüpheleri gidermek için bu temel farzın ne olduğunu değişik yönleri ile ele alacağız.</p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünme Farz Bir Emirdir<br />
</font></strong>Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir kesindir. Bu emir her mümine verilmiştir ve kıyamete kadar geçerlidir. Yüce Allah namaz gibi örtünmeyi de kesin hükme bağlamış, bunu insanların keyfine ve tercihine bırakmamıştır. Örtünme şekli, şahsa ve duruma göre az çok değişse de hüküm değişmez. Böyle olması rahmettir. O, aynı zamanda örtünmenin bir insan, aile ve cemiyet için ne kadar gerekli olduğunu da göstermektedir.</p>
<p>Akıllı olup bulûğa eren her erkek ve kadın emredilen yerlerini örtmekle yükümlüdür. Erkek ve kadına göre avret bölgelerinin nereler olduğu aşağıda açıklanacaktır. </p>
<p>Örtünme, Kur&#8217;an ve Sünnet’te açıkça emredilmiş, kimlerin ne zaman, nerede, ne şekilde örtüneceği bildirilmiştir. Bütün İslâm âlimleri örtünmenin farz olduğu konusunda görüş birliği içindedir. </p>
<p>Örtü âyeti indikten sonra bütün müslüman kadınlar bu emri istenen şekilde uygulamaya başlamışlardır. Son asır hariç, hiçbir devirde müslüman kadının örtünmesi tartışma konusu yapılmamıştır.</p>
<p>Örtünme bir âdet değil ibadettir. Âdet olduğu için örtünenler de vardır. Fakat her mümin kadın, örtünün yüce Allah&#8217;ın emri olduğunu bilerek örtünmeli, böylece âdeti ibadete çevirmelidir.</p>
<p>Kur&#8217;an ve Sünnet’te örtü için ölçüler verilmiş fakat tek tip kıyâfet belirlenmemiştir. Bunun için her kadın, verilen ölçülere uymak şartıyla maddî imkânına, iş durumuna, iklim ve çevre şartlarına göre bu emri yerine getirebilir.</p>
<p>Yüce Allah erkeklere şu emri vermiştir:</p>
<p><strong>&#8220;Mümin erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan çeksinler ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir.&#8221; (Nûr 24/30)<br />
</strong><br />
Yüce Allah kadınlara da şöyle emretmiştir:</p>
<p><strong>&#8220;Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan dolayı) hepiniz Allah&#8217;a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nâil olursunuz.&#8221; Nûr 24/31</strong></p>
<p>Elmalılı Hamdi Yazır (rah) meşhur tefsirinde der ki:</p>
<p>“Bu âyette emredilen şudur: Kadınlar başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını ve göğüslerini açık tutmayıp anlatıldığı gibi güzelce örtünsünler. Bunun için onu temin edecek baş örtüsü kullansınlar. Cahiliye (İslâm öncesi) kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerini bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açık olurdu, ziynetleri görünürdü. </p>
<p>İslâm önce açıklığı yasaklamıştır. Sonra, kadınların başlarını örtüp başörtülerini yanları ve göğüsleri üzerine sarkıtmasını emretmiştir. Böylece sadece tesettürün farz oluşu değil, aynı zamanda onun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Kadın edep ve nezaketinin en güzel ifadesi bundadır.”</p>
<p>Kadınlara örtüyü emreden ikinci âyet şudur:</p>
<p><strong>&#8220;Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, evlerinin dışına çıkarken cilbâblarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir.&#8221; Ahzâb 33/59</strong></p>
<p>Cilbâb, bütün bedeni örten elbiseye denir. Kadınların vücutlarını tamamen örttükleri her türlü elbise cilbâb yerine geçer. <br />
Örtünmenin farz olduğu ikinci yer mescid ve namazdır. Bu konuda âyette şöyle buyrulmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Ey âdemoğulları! Her mescide (namaza) gelişte elbiselerinizi giyin (avret yerlerinizi örtün).&#8221; A‘râf 7/31<br />
</strong><br />
Âyetteki hüküm, Kâbe&#8217;de yapılan tavafı ve namaz için mescide gelmeyi de içine alır. Buradaki ziynetten maksadın &#8220;elbise ve giysi&#8221; olduğu belirtilmiştir. Böylece İslâm namaz ve tavaf gibi ibadetlerde avret yerlerinin örtülmesinin farz olduğunu bildirmiştir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) örtünme ile ilgili âyetlerin tefsirini yapmış ve onların nasıl uygulanacağını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler vardır. Biz ikisini nakledeceğiz:</p>
<p>Hz. Âişe (r.ah) anlatır: </p>
<p>Bir gün Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah&#8217;ın (s.a.s) huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu: </p>
<p><strong>&#8220;Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helâl değildir.&#8221; Ebû Davud, Libâs, 31.</p>
<p></strong>Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Allah Teâlâ erginlik çağına girmiş bir kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.&#8221; Ebû Davud, Salât, 84.<br />
</strong><br />
<strong><font color="#ff0000">Örtünmenin Hedefi<br />
</font></strong><br />
Örtünmeden maksat edeptir. Edebin hedefi insanı terbiye etmek ve ona şeref vermektir. Örtü ve edep içindeki insan sürekli ibadet halindedir, rahmet altındadır; kulluk yapmaktadır ve sevap almaktadır. Edepli insan hem günahlardan korunur hem de ateşten. Sonuç yüce Allah&#8217;ın rızâsıdır. Onun bir kulundan razı olmasından daha büyük hangi saâdet vardır?</p>
<p>İnsandaki edep ve hayâ duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak mümin erkek ve kadınların örtünmede asıl gayesi yüce Allah&#8217;ın rızâsını kazanmaktır. Çünkü Allah Teâlâ&#8217;nın emir ve yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri emreden yüce Allah ibadetin içinde ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da belirlemiştir.</p>
<p>Bazıları, örf ve âdetinden dolayı örtünür. Örtünmenin yüce Allah’ın farz bir emri olduğunu bilmez. Bu kadınlar örtünün farz olduğunu bilip bundan sonra Allah’ın emrini yerine getirmek için örtünmeye devam etmelidir.</p>
<p>Bazıları örtüyü bir süslenme aracı olarak kullanırlar. Değişik desen ve modellerdeki kıyâfetlerle kendilerini daha cazip bir hale getirir, dikkat çeker, çekmek isterler. Bu yanlıştır. Helâl değildir. </p>
<p>Örtünmenin ibadet olması için şunlara dikkat etmelidir: </p>
<p>1. Örtünme ile yüce yaratıcının emrine yerine getirmeye niyet etmeli ve O&#8217;nun rızâsı için giyilmelidir. <br />
2. Örtü dinimizin öğrettiği ölçülerde olmalıdır.</p>
<p>Kadın örtünmekle ayrıca kocasının hakkını koruduğunu, nikâh akdine vefa gösterdiğini ve böylece büyük bir hayır yaparak sevap aldığını bilmelidir.</p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünme İşinde Kocaya Düşen Sorumluluk <br />
</font></strong><br />
Evli kadınların örtünmesinden başlarındaki kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden de birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesiyle yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Âyette şöyle buyrulur: </p>
<p><strong>&#8220;Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun.&#8221; Tahrîm 66/6. <br />
</strong><br />
Ateşten korumanın ancak iman ve edeple olacağı bildirilmiştir. </p>
<p>Şu hadislerin uyarısı da önemlidir: </p>
<p><strong>&#8220;Sizin hepiniz birer çobansınız ve hepiniz yönettiğiniz kişilerden sorumlusunuz. Erkek ailesinin çobanıdır ve kıyamet gününde onlardan sorumlu olacaktır. Kadın da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur.&#8221; Buhârî, Ahkâm, 1.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır.&#8221; Müslim, Sıyâm, 182.</strong></p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünme Emanettir<br />
</font></strong><br />
Her farz gibi örtü de yüce Allah&#8217;ın bir emanetidir. Kadın ve erkeğe örtüyü yüce Allah emanet etmiştir. Onu koruyanı Allah dünyada fitneden, âhirette ateşten korur. Onu ihmal eden hesaba çekilir ve kendisine, &#8220;Niçin avret yerlerini yabancıların yanında açtın?&#8221; diye sorulur. Bunun hesabını vermek kolay değildir.<br />
Namus, erkek ve kadın için imandan sonra en büyük emanettir. </p>
<p>Mümin namusunu korumak için can verse şehid olur; cenneti bulur. Kadın kocasının, koca da kadınının namusudur. Biri diğeri için elbise yapılmıştır. Birbirlerini örterler, süslerler, korurlar, tamamlarlar. </p>
<p>Tedavi gibi bir zaruret yokken evinin dışında, yabancıların yanında örtüsünü çıkaran bir kadın, iki kimseye vefasızlık yapmış olur. Biri vücudun sahibi yüce Allah, diğeri de nikâh emanetini taşıyan kocası. Sonra bu kadın kendisi başta olmak üzere herkese zarar vermiş olur. </p>
<p>Koca medeniyet zannedip kadınından örtü perdesini açmasını istese bile kadın Allah için açmamalıdır. Allah korusun, şeytana uyulup örtü açılırsa ortaya güzellikler değil, bir sürü çirkinlikler çıkar. Yüce yaratıcımız bu konuda hepimizi şöyle uyarmaktadır:</p>
<p><strong>&#8220;Ey âdemoğulları! Sakın şeytan ilk anne babanız Havva ile Âdem&#8217;e yaptığı gibi (haram şeyleri süsleyerek) sizi de fitneye düşürmesin. Şeytan onların ayıp yerlerini göstermek için elbiselerini çıkartıp cennetten çıkmalarına sebep oldu.&#8221; A‘râf 7/27.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ey âdemoğulları! Sizin için çirkin yerlerinizi örtecek ve giyip süsleneceğiniz elbiseler yarattık. (Onlarla örtünün. Şunu da unutmayın ki) takvâ elbisesi daha hayırlıdır.&#8221; A‘râf 7/26.</strong></p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünme Emniyettir<br />
</font></strong><br />
Örtü bir emniyettir. Örtüyü giyen de gören de emniyette olur. Örtülü bir kadınla karşılaşan kimsenin gözü ve gönlü haramdan korunur. Örtünen de vebalden kurtulur. Bir kötü işi yapmamak gibi ona sebep olmamak da farzdır. Dinimiz, kötü işlerden önce ona giden yolları da kapatmıştır. Bunun için zina gibi en çirkin işe düşülmesin diye, bir sürü tedbir almıştır. Bunların başında örtünme gelmektedir. </p>
<p>Örtünen kadın önce kendisini koruma altına almış olur. Sonra kendisine bakan yabancı kimseyi nefsinin vesvesesinden ve kötü düşüncelerinden kurtarır. Bu durumda şeytan istese de kalbi bozmaya yol bulamaz. Böylece örtü, harama karşı bir siper olur. Onu giyen sevap aldığı gibi, örtüye hürmet eden de sevap alır.</p>
<p>Örtü hem güzelliği hem de çirkinliği örter. Örtü ile kadın güzelliğin âfetinden korunduğu gibi, çirkinliğin de ezikliğinden kurtulur. </p>
<p>Örtü ile kadınlar arasında zengin-fakir, zayıf-şişman, kültürlü-kültürsüz ayırımı ortadan kalkar; herkes sade bir örtü içinde müslüman kadın olarak tanınır. Böylece zengin gözüküp şımarma ve fakir bilinip utanma tehlikesi olmaz.</p>
<p>Mümin için kalp Cenâb-ı Hakk&#8217;ın nazar ettiği özel bir mahaldir. Orası ilâhî aşkın bulunduğu, tadıldığı ve meyvelerinin alındığı yerdir. Bunun için devamlı temiz ve huzurlu olması gerekir. Yoksa yüce aşk tadılamaz; insan ağzına koyduğu aş tadıyla kalır. </p>
<p>Velîlerden Şiblî hazretlerine (k.s), <strong>&#8220;Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınlar&#8221;</strong> âyetinin mânası nedir?&#8221; diye sorulduğunda şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;Bunun mânası şudur: Onlara söyle; baş gözlerini haramdan, kalp gözlerini de Allah&#8217;tan gayri şeylerden çeksinler.&#8221; </p>
<p>Göz gönüle açılan bir penceredir. Kalp ehli için göz ve bakışlar çok önemlidir. Yüce Allah&#8217;a âşık bir mümin için en önemli iş gönlünü ve gözünü haramdan korumaktır. Dünya ehli bunu anlamaz.</p>
<p>Şeytanın erkeğe karşı en birinci silâhı kadındır; avlamak istediğini onunla vurur. Şeytan örtü içindeki kadınla hedefine kolay ulaşamaz. Bunu bilir ve kadını örten elbiseyi çıkartmak için bin türlü vesvese verir. Bunu tek olarak başaramazsa, insan şeytanlarından yardım ister. Bunun için yüce Peygamberimiz (s.a.v) kadınları şöyle uyarmıştır:</p>
<p><strong>&#8220;Kadın örtülmesi gereken bir varlıktır. Kadın dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker (onu günaha nasıl alet edeceğini hesap eder).&#8221; Tirmizî, Radâ, 18.<br />
</strong><br />
Bazıları, örtünen kadınların içinde nice kötü kadınların bulunduğunu, örtünün onlara bir fayda vermediğini söyler. Böyle kadınlar bulunabilir. Örtü ona bir fayda vermese de ona bakan ve örtülü olduğu için haramdan korunan kimselere fayda verir. Örtülü olup kötülük niyetinde olan bir kadın ancak onu yakından tanıyanlara ve kendisi gibi kötülük peşinde olanlara zarar verir. </p>
<p>Ancak iyi niyetli bir kadın açık olsa ve bu şekilde dışarı çıksa, hiç kimseye zarar verme derdi de olmasa, o bu pozisyonu ile kendisine kötü niyetle bakana zarar verir, kötü niyetli olana kapı açmış olur. Kendisi hiç harama bulaşmadan evine dönse bile, kendisine kötü niyetle bakıp harama düşen bir sürü insan bulunur. Sebebi de bu kadın olur.<br />
Bu nedenle örtü, kadın ve erkek için her yönden emniyettir. O, iyilere de kötülere de fayda verir. Yüce Allah örtünmenin faydasını anlatırken şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>&#8220;Mümin kadınlara söyle örtünsünler; çünkü bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur.&#8221; Ahzâb 33/59.<br />
</strong></p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünme Dinî Bir Alâmettir<br />
</font></strong><br />
Allah için giyilen örtü kalpteki imanın ve edebin alâmetidir. Bunun için örtüye bürünen mümin kadın bu iman ve edebi korumak için elinden geleni yapmalıdır. <br />
Kur&#8217;an ve Sünnet’e göre yapılan örtünme İslâm dininin alâmetidir. müslüman kadın örtüsü ile tanınır, bilinir ve ona göre tavır alınır. Bu örtü, bütün müminlerin ortak emanetidir. Örtüyü giyen de onu gören de örtüye dinin öğrettiği edebe göre davranmalıdır. Örtüyü dünya menfaatleri için kullananlar ve onun şerefini zedeleyenler mesul olurlar.</p>
<p>İnsanı hayvandan ayıran en önemli farklardan biri de utanmadır. Buna hayâ denir. Hayâ kadının en kıymetli sermayesi ve en güzel süsüdür. Bir kadın hayâsını korumak için hayatını verse değer; çünkü hayâ gidince elde etten ve kemikten başka bir şey kalmaz.<br />
Örtü edebe, edep cennete götürür. Yüce Allah örtüsünü ve edebini koruyan erkeklerle kadınlara affını, cennetini ve cemâlini müjdelemiştir. Ahzâb 33/35.<br />
Bu müjdeye ulaşanlara ne mutlu!</p>
<p><strong><font color="#ff0000">Örtünmenin Sınırı<br />
</font></strong><br />
Örtünmenin amacı bakılması haram olan yerleri kapatmaktır. Bu yerler kadınlarda el ve yüz dışında bütün bedenidir. Zor durumda ayaklar için de ruhsat vardır. Kadın namazda veya yabancı erkeklerin yanında eli ve yüzü hariç bütün bedenini örtmelidir. Örtü altından sarkan saçların da örtülmesi gerekir.</p>
<p>Başın yüz kısmı hariç, diğer bütün yerleri örtülmelidir. İç elbise üzerine giyilen dış örtü ayak topuklarına kadar inmelidir. Kollar da el bileklerine kadar kapalı olmalıdır.<br />
El ve yüzün namazda ve namaz dışında örtülmesi gerekmez. Ayaklar için de ruhsat vardır fakat zaruret yoksa örtülmesi daha güzeldir. Ayakların açık kalması hacetten kaynaklanınca, bir günah olmaz. </p>
<p>Nitekim, <strong>&#8220;Kadınlar süslerini </strong>(yabancı erkeklere) <strong>açmasınlar&#8221; Nûr 24/31. </strong>âyetinde &#8220;kendiliğinden görünen yerler müstesnadır&#8221; ifadesiyle bedenden bazı yerlerin açık kalabileceğine işaret edilmiştir. </p>
<p>Âyetlerdeki emre bakılınca örtünmede kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkar. Birincisi saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne salınan baş örtüsü; ikincisi ise dış giysidir. </p>
<p><strong><font color="#ff0000">Dış giysi de iki şekilde olabilir:<br />
</font></strong><br />
<strong>1</strong>. Baş örtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi.<br />
<strong>2</strong>. Baş örtüsünün altında boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi.</p>
<p>Örtünmenin gayesi, avret yerlerini örterek kendini ve karşıdakini haramdan korumaktır. Bunun için önemli olan giyilen elbiselerin parçası değil, özelliğidir. Şimdi bu özellikleri kısaca açıklayacağız.</p>
<p><strong><font color="#ff0000">Kadının Elbisesinde Ölçü<br />
</font></strong><br />
<strong><font color="#ff0000">Elbise İnce ve Dar Olmamalı<br />
</font></strong><br />
Kadının dış elbisesinin sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan giysi ile kadın örtülmüş sayılmaz. Bu yüzden derinin beyazlığı veya kırmızılığı belli olan elbise ile namaz geçerli olmaz ve bununla örtünme gerçekleşmez. Eğer giysi kalın olmakla birlikte uzvu belli ederse ve hacmi ortaya koyarsa, bu çirkin görülmekle birlikte namaz geçerli olur. Şâfiîler’e göre vücut hatlarını belli eden böyle bir dar giysi ile namaz kılmak kadınlar için mekruhtur, erkeklerin de dar giysiyi terketmesi daha uygundur.</p>
<p>Kadın buna dikkat etmelidir. Giysinin geniş ve altını göstermeyen nitelikte olması gereklidir. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ&#8217;nın (r. ah) ince giysilerle Peygamber Efendimiz’in yanına gelince Allah Resûlü ondan yüz çevirerek onu şöyle uyarmıştır:</p>
<p><strong>&#8220;Bir kadın erginlik çağına girdiğinde onun elleri ve yüzü dışında bir yerinin yabancı erkeklerin yanında açması helâl olmaz.&#8221; Ebû Davud, Libâs, 31<br />
</strong><br />
Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.v) Mısır yapımı bir elbise hediye edilmişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) onu Hz. Üsâme&#8217;ye (r.a) verdi. O da hanımına verdi. Resûlullah (s.a.v) elbiseyi Hz. Üsâme&#8217;nin üzerinde göremeyince, ne yaptığını sordu; o da hanımına verdiğini söyledi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v),</p>
<p><strong>&#8220;Eşine söyle, altına bir gömlek giysin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım&#8221; Ahmed, Müsned, 5/205.</strong> buyurdu. Zira elbisenin kumaşı sık dokunmuş olmakla birlikte altını belli edecek derecede ince idi.</p>
<p>Âlimler bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir: </p>
<p>&#8220;Bu hadise göre, kadınların bedenlerini vücut hatları belli olmayacak şekilde bir giysi ile örtmeleri gerekir. Avret yerini örtmek için bu şarttır. Giysinin altına ayrıca bir gömlek giyilmesinin emredilmesi, onun ince olması ve vücut hatlarını göstermesi yüzündendir.&#8221;</p>
<p>Şu hadis-i şerif de ince elbisenin tehlikesini haber vermektedir:</p>
<p><strong>&#8220;Ümmetimin son dönemlerinde öyle kadınlar çıkar ki onlar görünürde giyinmişlerdir, fakat </strong>(elbiselerinin inceliği, darlığı ve kısalığından)<strong> çıplak hükmündedirler. Onlar saçlarını toplayıp öyle şekil verirler ki başları deve hörgücüne benzer. Onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile alamazlar.&#8221; Müslim, Libâs, 125.</strong></p>
<p><strong><font color="#ff0000">Baş Örtüsünde Ölçü<br />
</font></strong><br />
Baş örtüsü, başı tamamen örtmelidir. Bu örtü, kadının bütün saçlarını, boyun ve göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek şekilde olmalıdır.<br />
Başa örtülen şeyin maddesi ve şekli kadının maddî durumuna, yaşadığı iklime, alıştığı örfe ve çalıştığı işe göre değişik olabilir. Maksat, örtülmesi gereken yerleri örtmektir.<br />
Başörtüsünde dikkat edilecek bir önemli husus, kadının saç şeklini ve modelini belli etmemesidir. Hz. Peygamber (s.a.v), bazı kadınların başlarını örttüğü halde, örtü altındaki saçlarına verdikleri tuhaf şekiller yüzünden lânete uğradıklarını, Ahmed, Müsned, 2/223. bu şekilde kıldıkları namazların bile kabul edilmediğini haber vermiştir. Bezzâr, Müsned, nr. 3015.</p>
<p>Hz. Âişe&#8217;nin (r.ah) huzuruna altını gösteren ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Onu şöyle uyardı:</p>
<p>&#8220;Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez.&#8221;</p>
<p>Başa örtülen şey, sırf erkeklere ait bir giysi olmamalıdır. Bir de diğer bâtıl din veya görüşlerin özel alâmeti olan giysilerden sakınmalıdır. </p>
<p>Örtü ile de güzellik gösterisinde bulunmak, dikkat çekmek ve şehveti tahrik etmek mümkündür. Hatta kadın bazan cazibeli bir örtü içinde daha dikkat çekici olabilir. Örtü bunlara alet edilmemelidir. </p>
<p>Örtü bir ibadettir. İbâdet Allah rızâsı için yapılmalıdır. Örtü edebince yapılırsa ibadet olur; yoksa âfete dönüşür.<br />
Bir kadının kötü niyetli de olsa örtülü olması, iyi niyeti olup açık gezmesinden daha hayırlıdır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/273/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/273/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/273/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/273/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/273/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/273/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/273/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/273/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/273/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/273/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/273/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/273/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=273&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/06/15/islamda-ortunme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HUCURAT SURESİ 13</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/05/12/hucurat-suresi-13/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/05/12/hucurat-suresi-13/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 22:01:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/05/12/hucurat-suresi-13/</guid>
		<description><![CDATA[Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
****
13- Ey insanlar haberiniz olsun ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=226&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.</p>
<p>****</p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><span style="font-weight:bold;"><a name="13"></a>13</span>- Ey insanlar haberiniz olsun ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Âdem ile Havva&#8217;dan veya her birinizi bir ana ile bir babadan yarattık, yani bu yönden hepiniz eşitsiniz, birbirinize karşı övünmeye veya şu kavim, bu kavim diye aşağılamaya hak yoktur. Bu sebeple bir insanlık kardeşliği vardır ki o bile öyle alay etmeye ve birbirinin etini yercesine gıybete mani olmak gerekir. Ve sizi milletler ve kabileler yaptık ki tanışasınız, yani soylarınız, atalarınızla iftihar için değil birbirinizi soyu sopu ile tanıyarak ona göre yardımlaşmanız içindir. </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ŞUÛB: Şa&#8217;bın çoğulu; KABÂİL: Kabilenin çoğuludur. Araplar, topluluk taksimini insan bedeninin yaratılışını esas alarak yapmışlardır. Şöyle ki: İnsanın kafatasını meydana getiren kemiklerden herbirine kabile ve hepsine kabâil denir ve bu baş kemiklerinin birbirine kavuşup bitiştiği eke de şa&#8217;b denilir. Bir babanın sulbünden dallanan çok bir topluluğa bundan alınmış olarak kabile denildiği gibi çeşitli kabileleri toplayan ve hepsi bir asla mensup olan büyük cemiyete de re&#8217;s veya şa&#8217;b denilir. Bu şekilde bir asla mensup olan toplumların hepsinin başı ve büyüğü olan toplum şa&#8217;b'dır ki, kabileleri içinde bulundurur. Kabile amareleri içinde bulundurur ki sadır, yani göğüs derecesindedir. Amâre batınları içinde bulundurur ki, Türkçe&#8217;de göbek deyimine benzer. Batın fahızları içine alır, fahızlar de fasileleri içine alır, toplamı altı tabaka eder. Bazıları fasileden sonra yedinci olarak aşireti saymışlardır. Mesela: Huzeyme bir şa&#8217;b, Kinâne bir kabile, Kureyş bir amâre, Arab batınlarına, şuûbun da Acem yani Arab&#8217;ın dışındaki kavim batınlarına işaret olduğunu söylemişlerdir. Netice olarak bir erkekle bir dişiden yaratılıp da şuûb ve kabilelere ayırış, daralıp daralıp dağılmak ve döğüşmek söğüşmek için değil, tanışıp yardımlaşarak sevişmek ve güzel ahlakları tatbik ederek daha büyük daha güzel toplumlar meydana getirip korunmak içindir. Zira muhakkak ki Allah indinde en itibarlınız, en takvalınızdır, nefislerin olgunlaşmasının ve şahısların mertebe ve derecelerinin bütün medarı takvadır. Şu veya bu kimsenin nesebinden veya filan kavmin soyundan olmak değildir. &#8220;Sûra üfürülünce artık aralarında neseb yoktur.&#8221; (Müminûn, 23/101) Allah yanında yüksek derecelere ulaşmak isteyenler takvaya sarılmalıdırlar. </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ETKÂ, takvadan ism-i tafdil&#8217;dir. Yukarılarda da geçtiği üzere takva lügatte vikâyedendir. Vikâye gayet iyi korunup sıkınmaktır. Aslı, vakyadır harfi tüklân ve tücâh gibi harfine, harfi de bakvâ gibi harfine kalbedilmiştir ki nefsi korkulacak şeylerden muhafazaya koyup korumak, diğer bir ifade ile sipere girip korunmak demektir. Lügatta hakikati budur. Sonra bazan korkuya takva, takvaya korku tabir edilir. Şeriatte iki mânâda kullanılır: Birisi geniş olan âmm mânâsınadır ki sonunda ahirette zararlı olandan sakınıp korunmak demektir. Bunun fazlayı ve eksiği kabul eden geniş bir sahası vardır ki, en aşağısı cehennemde ebedi kalmayı neticelendiren şirkten sakınmaktır. En yükseği de sırrını haktan alıkoyabilecek her husustan temiz tutarak bütün varlığı ile hakka dönüştür. Bütün manasıyla Allah&#8217;ın korumasına girmektir ki, </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">&#8220;Allah&#8217;tan hakkıyla korununuz.&#8221; (Âl-i İmrân &#8220;/102) âyetinde kastedilen hakiki takva budur. Bir de şeriatte bilinen özel mânâsı vardır ki, mutlak olarak takva denildiği ve karine bulunmadığı zaman maksat bu olur; nefsi günaha layık kılacak gerek fiil ve gerek terk, herhangi bir günahtan korumaktar. &#8220;Ufak tefek kusur dışında onlar, büyük günahlardan ve hayırsızlıktan kaçınırlar.&#8221; (Necm, 53/32) âyeti gereğince bunda büyük günahlardan kaçınmak ittifakla gereklidir. Küçük günahlar hakkında söz edilmiştir. Tirmizî ve diğerlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte: &#8220;Kul zarar olan şeyden sakınmak için kendisinde zarar olmayan şeyi terk etmedikçe muttakilerden olmaz.&#8221; buyurulmuş olması sebebiyle haram şüphesi olan helallerden, yani tahrimen mekruh olanlardan da kaçınmak gerekir. Ragıb der ki: Şeriatın tarifinde takva: nefsi günahtan korumaktır, bu ise haramı terk ile olur, bu da işlenmesi mübah olan şeyleri terk ile tamamlanır. Çünkü rivayet olunan &#8220;Helal belli, haram da bellidir, aralarında şüpheli şeyler vardır&#8230;&#8221; hadisi gereğince koru&#8217;nun kenarında otlayan içine düşebilir. Buhârî, Müslüm ve diğerlerinde rivayet olunduğuna göre Resulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: &#8220;Helâl, belli haram da bellidir, yane şeran açıklanmıştır.&#8221; Fakat bu ikisi arasında, her ikisine de benzeyebilen şüpheli şeyler vardır ki, insanların çoğu onları bilmez, bundan dolayı şüpheli şeylerden korunan kimse dinini ve ırzını temiz tutmuş olur. Şüpheli şeylere düşen ise harama düşer, nitekim koru kenarında (koyun) güden çobanın koruya düşmesi pek mümkündür. Haberiniz olsun ki her padişahın bir korusu vardır. Allah&#8217;ın korusu da yasak kıldığı şeylerdir. Haberiniz olsun ki cesette bir et parçası vardır, o iyi olursa cesedin hepsi iyi olur. O bozuk olursa cesedin hepsi bozuk olur. Biliniz ki o kalptir. Birgivî bu hadisi naklettikten sonra der ki: sözlük mânâsı, şeriata mümkün olduğu kadar geçerlidir. Aşırı korunma mânâsı ise küçük günahlardan ve şüpheli şeylerden bile korunmayı gerektirir. Fakat bu zamanda şüpheli şeylerin hepsinden korunmak mümkün değildir. Onun için harama yakın olan şüphelerden başkası hariç olur. İbadet ve itaat, güç yetirilebilen miktar ve ölçüdedir. O halde takvanın meydana gelmesinde herbir haramdan, bir de harama yakın bir kerahatle mekruh olanlardan kaçınmak gereği ortaya çıkmış olur&#8230; Bu açıklamada takvanın yukarılarda zikredilmiş olan üç derecesine de işaret edilmiş oldu, bunlar gösteriyor ki, takvalı olabilmek için korunulması gereken günahları, tehlikeleri bilmek gerekecek; ilim olmadan takva olamayacaktır. Bu ise &#8220;Kulları içinden ancak alimler Allah&#8217;tan (gereğince) korkar.&#8221; (Fâtır, 35/28) âyetine işaret olur. Bundan dolayı takva gereği olan korku ve korunma ile tefsir edilecek olursa, en takvalı demek, Allah&#8217;tan en çok korkan mânâsını da ifade eder. Bu şekilde bu âyet, yani bu âyette işbu &#8220;Allah nezdinde en şerefliniz, Allah&#8217;tan en çok korkanınızdır.&#8221; düsturunun bu sûrenin, bir gayesi olarak düşünülmesi gerekecektir. Başta &#8220;Allah&#8217;tan korkunuz&#8221; ve &#8220;İşte bu kimseler Allah&#8217;ın, kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir.&#8221; (Hucurat, 49/3) buyurulması da bunu anlatır. Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur ki; &#8220;Her kimi insanların en şereflisi olmak sevindirirse, Allah&#8217;a takvalı olsun.&#8221; Diğer bir hadis-i şerifte de Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: &#8220;Ey insanlar! İnsanlar iki kişiden ibarettir: Biri mümin, muttakî, Allah yanında şerefli; biri de fâcir, kötü, Allah yanında değersiz.&#8221; İbnü Abbas&#8217;tan da şöyle rivayet olunmuştur: Dünyanın şerefi zenginlik, âhiretin şerefi takvadır. Şüphe yok ki Allah, herşeyi bilir ve herşeyden haberdardır, sizi ve her yaptığınızı bilir ve hallerinizin iç yüzünden de haberdardır. &#8220;Hanginizin daha muttakî olduğunu o bilir.&#8221; </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/226/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/226/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/226/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/226/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/226/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/226/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/226/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/226/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/226/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/226/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/226/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/226/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=226&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/05/12/hucurat-suresi-13/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin(SAV) Gençlere Elli Nasihatı</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/peygamber-efendimizinsav-genclere-elli-nasihati/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/peygamber-efendimizinsav-genclere-elli-nasihati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 19:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/peygamber-efendimizinsav-genclere-elli-nasihati/</guid>
		<description><![CDATA[Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:
“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:
‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.
Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.
Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=201&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:</p>
<p>“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:</p>
<p>‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.</p>
<p>Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.</p>
<p>Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”</p>
<p>Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban</p>
<p>“Oku..”4</p>
<p>Allah-u Teâlâ’nın, Peygamberi Muhammed’e (s.a.v.) söylediği ilk söz. Hz. Peygamber’in kalbine inen ilk vahiy nuru&#8230; Vahyin ilk ışıltısı ve ilk aydınlığı&#8230;</p>
<p>Okumak ilmin yolu; ilim ise bilmenin kaynağıdır. Bilgi ise aklın ve kalbin nurudur. Bilgi olmadığı takdirde akıl ve kalp, cehaletin ıssız vadilerinde, dalaletin çöllerinde nereye gittiğini bilmez şaşkın bir halde kalakalır. Bilgi olmadığı sürece akıl ve kalp asla hidayet yolunu bulamaz.</p>
<p>İlimden maksat; bireyin dünya ve ahiret hayâtında kendisinden faydalandığı ve başkalarına da faydalı olduğu her ilimdir. Özelikle insanı evrenin, hayâtın ve eşyanın değişmez kanunlarının kaynağı olan Yaratıcı’ya bağlayan ilimdir. Çünkü insanın öğrendiği ve keşfettiği bütün bilgilerin yegane kaynağı ve mercii ancak Allah’tır. Aynı şekilde elde edilen maddi neticelerin kaynağı da O’dur.</p>
<p>Çiftçinin ürün elde etmek, hasat almak ya da istifade etmek amacıyla toprağa bıraktığı çekirdek ya da tohumu düşün. Allah işte o çekirdek ve tohumun ürününü verebilmesini belli koşullara bağlamıştır. Bu koşullardan bir tanesi eksik olsa, toprağa bırakılan o çekirdek veya tohum asla beklenen ürünü vermez.</p>
<p>Çiftçinin ya da ziraatçinin tecrübeleri ve uygulamaları esnasında elde ettiği ilmin kaynağı ve esası Rabdir. Çekirdeğin, tohumun, havanın, suyun, güneşin Rabbi&#8230; Aynı şekilde çalışan elin, gözlemleyen gözün, şefkatli gönlün Rabbi&#8230;</p>
<p>Bütün bunların üstünde ise “ümit” var&#8230;</p>
<p>Bol ve temiz ürün elde etme ümidi&#8230;</p>
<p>Geçmişte ve günümüzde birtakım insanlar, ümidi ve imani ilmi temelinden saptırarak kendi zanlarınca birtakım zaruri sonuçlara bağladılar. Gerçekte onlar hakikatin etrafında dolaşmakta ama ona asla ulaşamamaktadırlar.</p>
<p>Çünkü ümit gayb’dır&#8230; Gayb ise yalnızca Allah’ın kudret ve tasarrufundadır.</p>
<p>İlim konusunda, dünyevi ilimleri ve özelliklerini mutlaka anlatacak olsaydım, dini ilimleri anlatmadan geçmezdim. Çünkü dini ilimler anlatılmaya daha layıktır. Kaldı ki, dini ilimleri anlatmak da ilim öğretme ve öğrenmenin bir çeşididir. Bazen zındıklığın amaçlandığı, yıkımın hedeflendiği ve dini ilmin ifsadı niyetiyle öğrendiği durum bunun dışında kalır&#8230; Bunda ise pek çok tehlike vardır. Allah’ın Resûlü (s.a.v.) ne kadar doğru söylemiş:</p>
<p>“Ümmetim hakkında en çok endişe ettiğim şey, çok bilmiş her münafıktır.”</p>
<p>Hadis-i şerîfe, temiz ve iffetli söze dönüyoruz:</p>
<p>“Hiç kuşkusuz ilim öğrenmek farzdır.”</p>
<p>İlmin farz oluşuna ilişkin pek çok özendirici faktör vardır. “Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır&#8230;”</p>
<p>“Kolaylaştırır” sözcüğünde duralım.</p>
<p>Hadis-i şerîfte buyurulmaktadır ki:</p>
<p>“Cennet gönle hoş gelmeyen şeylerle çevrilidir.”</p>
<p>Öyleyse cennet yolu zorlu ve çetindir. Cennet’in etrafı meşakkat, yorgunluk ve bıkkınlıklarla kuşatılmıştır. Cennet yolcusu pek çok yanılmalara, yanlışlara, tökezlemelere düçar olacaktır.</p>
<p>İnsan nefsini tahrik eden şehvet çukurları, keyfi arzuların zirveleri, şehvet dikenleri ve tırmıkları&#8230; Ter, gözyaşı, mücadele, savaş ve sabır&#8230;</p>
<p>Bunların hepsi ilmin kaynağına sımsıkı bağlanmış ilim öğrencisinin önünde kolaylaşmaktadır. Niçin?</p>
<p>Çünkü ilim öğrencisi, engeller karşısında ancak apaçık bir delille hareket ederek bütün engelleri hiçbir zorluk ve sıkıntı duymadan aşmaktadır. Asla şaşkınlığa düşüp yolunu kaybetmemekte, yolda tıkanıp kalmamakta ve tereddüt etmemektedir.</p>
<p>İlim öğrencisinin karşılaştığı kolaylığın ilki ve en büyüğü, meleklerin kanatlarıdır.</p>
<p>Bu kanatlar ilim öğrencisi için yere iner ve son derece şefkat ve yumuşaklıkla onu üzerine alır. Sonra, engellerin üstüne yükselip adeta engellerle alay ederek, onlara aldırmadan geçip gitmesi için meleklerin kanatları ilim öğrencisini kaldırır, yükseklere çıkarır.</p>
<p>Meleklerin kanatlarında manevi dereceler kateden ilim öğrencisi dünya hayâtının ağırlıklarından hafiflediğini, yeryüzünün kir ve pisliklerinden gönlünün ve vicdanının temizlendiğini hisseder.</p>
<p>Vicdanında hoşnutluk nağmeleri ve mutluluk melodileri ses verir. Yüzünde derin bir neşe belirir.</p>
<p>Sonra bütün bunlar yola devam etme azmi ve kararlılığı biçiminde davranışlarına akseder.</p>
<p>Bu durum gerçekte Hz. Peygamber’in (s.a.v.) haber verdiğinden başka bir şey değildir:</p>
<p>“Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.”</p>
<p>Denizlerin karanlık mağaralarında ve yoğun su katmanları altında yaşayan balıklara varıncaya kadar tüm canlılar ilim öğrenen kimse için sürekli mağfiret diliyorlar. Mağfiret dilekleri su katmanlarını yarıyor, nihayet suyun yüzeyine çıkıyor ve bir ahenk içinde diğer dualara katılıyor.</p>
<p>Sevgili gençler&#8230;</p>
<p>İlim öğrencisinden bütün dünya razı ve hoşnuttur.</p>
<p>Aileden başlayıp tüm canlılara varıncaya kadar bütün dünya&#8230;</p>
<p>Makam ve onur bakımından ilim öğrencisinin sahip olduğu fazilet ve üstünlüğe denk hiçbir fazilet ve üstünlük yoktur&#8230; İbadetle meşgul olan (âbid) kimse Allah katında ve insanlar nezdinde yüksek bir derecede olduktan sonra, ilmiyle amel eden alim de, elbette daha yüksek bir makamda ve daha ulvi bir mertebede olacaktır.</p>
<p>Alimin âbid kimseye olan üstünlüğü, dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.</p>
<p>Dolunayın bulunmadığı bir gecede yıldızlar parlak bir biçimde ortaya çıkarlar ve etrafa ışık saçarlar. Hatta ışığı cılız en uzaktaki yıldız bile belirginleşir, göze gelir. Ama ay ortaya çıkıp dolunay halini aldığında o yıldızlar tutulur, gizlenir ve tevazu gösterirler.</p>
<p>Alim ile âbid arasındaki fark işte böyledir!!..</p>
<p>“Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”</p>
<p>Büyük bir miras, ağır bir sorumluluk, zor bir emanet&#8230;</p>
<p>Kime bu miras verilmiş ve o da bunları hakkıyla takdir edip kıymetini bilerek, gereğini yerine getirmiş ise muhakkak o dosdoğru bir yola (sırat-ı müstakim’e) iletilmiştir. Kime de bu miras verilmiş ve o da bunları hakkıyla takdir edemeyerek kıymetini bilmeyerek, gereğini yerine getirmemiş ise muhakkak onun ameli boşa gitmiştir. Ve kime de bu miras verilmemiş ve o da bunları elde etmek için gayret göstermemiş ise muhakkak o dünyasını ve ahiretini ziyan etmiştir.</p>
<p>Sevgili gençler&#8230;</p>
<p>Göz ve kalplerimizden cehalet örtülerini kaldırmaya ve ardından hayât yolculuğunu sürekli olarak başkalarının ardısıra giden ve onlara uyan kuyruk insanlar olarak değil; onurlu önderler olarak sürdürmek için bu mirası elde etmeye ve ona olan güveni yeniden sağlamaya ne kadar muhtacız.</p>
<p>Aklıma konuyla alakalı çok güzel bir hikaye geliyor.</p>
<p>Rivayetlere göre;</p>
<p>Hz. Peygamber’in vefatından sonra Ebû Zerr (r.a.), bir gün Medine’nin çarşılarını dolaşıyordu. İnsanları kargaşalı bir halde gördü. Dünya hayâtı onları iyiden iyiye meşgul etmiş, hayât meşgalesi onlara egemen olmuş, akıl ve duygularını esir almıştı.</p>
<p>Ebû Zerr (r.a.), dünya hayâtının müslümanları bu derece meşgul etmesinden endişeye kapıldı. İnsanlara seslendi:</p>
<p>–İnsanlar! Şimdi mescidde Muhammed’in mirası dağıtılırken siz mal ve ticarete kendinizi kaptırmış ne yapıyorsunuz?!</p>
<p>Bu söz üzerine insanlar derhal mescide koşuştular.</p>
<p>Ancak mescidde rukü ve secde eden, ibadet edenlerle birlikte, ilim öğreten alim ve ilim öğrenen öğrenciler ve fıkıh öğreten fakîh ve fıkıh öğrenen öğrencilerden başka bir şey göremediler. Derhal homurdana homurdana geldikleri gibi ökçeleri üzere geri döndüler. Ebû Zerr’e (r.a.):</p>
<p>–Mescidde, söylediğinden bir şey göremedik?! dediler. Ebû Zerr (r.a.):</p>
<p>–Muhammed’in mirası işte odur, cevabını verdi.</p>
<p>Bu bir hatırlatma ve öğüttü.</p>
<p>Sevgili gençler&#8230;</p>
<p>Ben de size ve kendime bu mirası hatırlatıyor ve onu öğütlüyorum. Zira hatırlatma ve öğüt, Allah’a inanan (mü’min) insanlara fayda verir.</p>
<p><strong><em><u><font color="#000000">ALLAH CC Bu Nasihatlerden Bizlere Faydalanmayı Nasip Etsin İnşallah</font></u></em></strong></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/201/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/201/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/201/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/201/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/201/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=201&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/peygamber-efendimizinsav-genclere-elli-nasihati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Abdest Dualari</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/abdest-dualari/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/abdest-dualari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 19:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/abdest-dualari/</guid>
		<description><![CDATA[Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzübesmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur:
ELLERİ YIKARKEN
&#8220;Elhamdü lillâhi&#8217;llezi ceale&#8217;l-mâe tahûran ve&#8217;l-İslâme nûran&#8230;&#8221;
&#8220;Suyu temizleyici, İslâm&#8217;ı da nûr kılan Allah&#8217;a hamdolsun&#8230;&#8221;
AĞIZA SU VERİRKEN
&#8220;Allahümme e&#8217;inni alâ tilâveti&#8217;l-Kur&#8217;an ve
zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike&#8230;&#8221;
&#8220;Ey Allah&#8217;ım, Kur&#8217;an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibadeti güzelleştirmek hususlarında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=199&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzübesmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur:</p>
<p>ELLERİ YIKARKEN</p>
<p>&#8220;Elhamdü lillâhi&#8217;llezi ceale&#8217;l-mâe tahûran ve&#8217;l-İslâme nûran&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Suyu temizleyici, İslâm&#8217;ı da nûr kılan Allah&#8217;a hamdolsun&#8230;&#8221;</p>
<p>AĞIZA SU VERİRKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme e&#8217;inni alâ tilâveti&#8217;l-Kur&#8217;an ve<br />
zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Ey Allah&#8217;ım, Kur&#8217;an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibadeti güzelleştirmek hususlarında bana yardım et!..&#8221;</p>
<p>BURNA SU VERİRKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme erihnî râihate&#8217;l-Cenneti velâ turihnî râihate&#8217;n-nâr&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, bana Cennet kokusunu duyur, Cehennem kokusunu hissetirme!&#8221;</p>
<p>YÜZÜ YIKARKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme beyyid vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh..&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, yüzlerin kiminin ak, kiminin kara olduğu o günde, benim yüzümü ak çıkar!&#8221;</p>
<p>SAĞ KOLU YIKARKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme a&#8217;tinî kitâbî biyemînî ve hâsibni hisâben yesîrâ&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, kitabımı sağımdan ver, hesabımı da kolay eyle!&#8221;</p>
<p>SOL KOLU YIKARKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme lâ tu&#8217;tinî kitabî biyesârî velâ min verai zahrî&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, kitabımı solumdan ve arkamdan verme.&#8221;</p>
<p>BAŞI MESHEDERKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme Ezillenî tahte zilli arşike yevme lâ zılle ilâ zıllü arşik&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, Arş&#8217;ın gölgesinden başka gölge olmadığı günde, beni Arş&#8217;ın gölgesinde gölgelendir&#8230;&#8221;</p>
<p>KULAKLARI MESHEDERKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme&#8217;c alnî mine&#8217;llezîne yestemiûne&#8217;l-kavle feyettebiûne ahseneh&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle&#8230;&#8221;</p>
<p>BOYNU MESHEDERKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme a&#8217;tik rakabetî mine&#8217;n-nâr&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, boynumu Cehennem ateşinden âzâd eyle!&#8230;&#8221;</p>
<p>AYAKLARI YIKARKEN</p>
<p>&#8220;Allahümme sebbit kademeyye alâ&#8217;s-sırati yevme tezillu fîhi&#8217;l-akdâm&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Allah&#8217;ım, ayakların sırat üstünde kaydığı günde, ayaklarımı sırat üstünde sabit eyle, kaydırma!..&#8221;</p>
<p>ABDESTTEN SONRA<br />
Abdestten sonra bir veya üç kere de Kadr Sûresini okumak da abdestin âdâbındandır</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/199/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/199/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/199/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=199&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/abdest-dualari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Namaz Kılmayanın Vay Haline&#8230;!!!</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/namaz-kilmayanin-vay-haline/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/namaz-kilmayanin-vay-haline/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 18:58:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/namaz-kilmayanin-vay-haline/</guid>
		<description><![CDATA[(İNŞAALLAH, ALLAH C.C. ve Rasûlu’nün (S.A.V.) emir ve yasaklarına körlerden ve hafife alanlardan olmayız. Ayrıca şeytanın, buradaki emir ve yasakları okumanızı, amel etmenizi engellemesine veya bu emirleri hafife almanız için uğraşmasına izin vermeyin. Bu şeytanın muhtemel hilelerindendir)
(Bu yazıdaki Hadislerin kaynakları belirtilmiştir, sakın şüpheye düşenlerden olmayın. Ebedi Kurtuluşun anahtarlarından biri ve dinin direği namazdır)
“Sizi cehenneme sürükleyen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=198&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong>(İNŞAALLAH, ALLAH C.C. ve Rasûlu’nün (S.A.V.) emir ve yasaklarına körlerden ve hafife alanlardan olmayız. Ayrıca şeytanın, buradaki emir ve yasakları okumanızı, amel etmenizi engellemesine veya bu emirleri hafife almanız için uğraşmasına izin vermeyin. Bu şeytanın muhtemel hilelerindendir)<br />
(Bu yazıdaki Hadislerin kaynakları belirtilmiştir, sakın şüpheye düşenlerden olmayın. Ebedi Kurtuluşun anahtarlarından biri ve dinin direği namazdır)</strong></p>
<p><span style="color:#ff0000;">“Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’.” Müddessir/42</span></p>
<p>“Sonra onların arkasından namazı savsaklayan ve nefislerinin azgın arzularına uyan bir nesil geldi. Onlar ileride cehennemin en derin yerini boylayacaklar” Meryem/59 (İbn’i Mesud Tefsirinde:Namazı büsbütün terk ettiler değil, vaktinde kılmadılar buyurulmuştur.)</p>
<p>“Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5 (Efendimiz SAV burada namazı vaktinde kılmayanların kastedildiğini bildirmiştir.)</p>
<p>“Namazlarında hataya düşen, kıldıkları namaza önem vermeyen namaz kılanların vay haline” Ayeti Celilesindeki veyl’in(vay haline) kelime manası ağır azab olmakla beraber, cehennemdeki içinden dünya dağları geçirilse dağları eritecek “veyl vadisi’de” olabileceği bildirilmiştir.</p>
<p><span style="color:#0000ff;">“Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)</span></p>
<p><span style="color:#ff00ff;">“Kul ile küfür arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Ebu Davud, Nesei)</span></p>
<p>°“Kul ile şirk arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Tirmizi)</p>
<p>°“İslâm’ın özü, dinin temeli üçtür, İslâm bunlara dayanır. Bunlardan herhangi<br />
birine yüz çeviren kimse o yüzden kafir olur, kanı helâldir.1)ALLAH’tan C.C. başka ilah yoktur (LAİLAHEİLLALLAH) 2)Farz namazlar 3)Ramazan orucu ” Hadis’i Şerif (Tirmizi)</p>
<p>“Namaz kılmayanın İslâm’dan payı yoktur, namaz kılmayanın dini yoktur.” Hadis’i Şerif (Taberani)</p>
<p><span style="color:#ff0000;">“Mazeretsiz ve kasden namaz kılmayanın adını ALLAH C.C. cehenneme gireceklerden biri olarak cehennemin kapısına yazar” Hadis’i Şerif (Ebû Nuaym)</span></p>
<p>“ALLAH C.C. İslâm’da dört şeyi farz kılmıştır: Hepsini bir arada yerine getirmeyenin üçünü işlemiş olması kendisine hiçbir fayda sağlamaz” (Bunlar: Namaz,Zekat,Oruç,Hac) Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)</p>
<p>“Hiçbir mazereti olmaksızın ve kasden namaz kılmayanın ALLAH C.C. bütün iyi amellerini siler, tevbe edip yeniden ALLAH’a dönünceye kadar onunla hiçbir ilgisi kalmaz” Hadis’i Şerif (İsfahani)</p>
<p>“Hiçbir mazereti olmaksızın ikindi namazını kılmayıp kaçıranların bütün iyi amelleri silinir” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)</p>
<p>Kıyamet günü kulun ilk hesap konusu ve ilk gözden geçirilecek amel hanesi namazdır. Bu konudaki hesaplaşma iyi geçerse kul kurtulur, bozuk geçtiği taktirde ise aldanmış ve hüsrana uğramış olur. Hadis&#8217;i Şerif (Taberani)</p>
<p>&#8220;ALLAH&#8217;tan C.C. başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in (SAV) O&#8217;nun Rasûlü olduğuna şehadet edinceye kadar ve beş vakit namazı hakkıyla kılıp, zekatlarını verinceye kadar, insanlarla savaşmakla emrolundum.&#8221; Hadis&#8217;i Şerif (Buhari,Müslim,Darimi,İbn&#8217;i Mâce, Ebû Davud, Nesei)</p>
<p><span style="color:#0000ff;">Kıyamet gününde insanın ilk hasmı rükû ve sücûdu (secdesi) tamamlanmayan namazdır. (Beni zayi ettiğin gibi ALLAH’da seni zayi etsin der. (İmam-ı Gazali) &#8211; Efendimiz (SAV) namazı hızlı kılan bir kişiye “sen namaz kılmadın tekrar kıl” buyurmuştur.</span></p>
<p>Kişinin kıldığı namazdan kendisine kârı dokunan ancak akıl erdirerek kıldığı kısımdır. (Yani aklı başka yerde iken kıldığı namazın kendisine kârı dokunmaz) (İmam-ı Gazali)</p>
<p>Kur’an-ı Kerim tefsirinde (Ruhül Furkan) bir vakit namazı özürsüz kazaya (özür: ölü,deli yada kılıç kılıca harb esnasında olmak v.s. gibi) bırakmanın cezasının, 80 sene cehennem ateşi olduğu beyan edilmiştir. (Hadis Şerif’de geçmektedir.)</p>
<p>Nice namaz kılanlar var ki, onların namazdan nasibi, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.Hadis’i Şerif (Nesei, Ebu Hûreyre) °“Namaza önem vermeyenlerin kıyamet günü Karun, Firavun, Haman ve Übey İbni Halef’e arkadaş olacakları hadis şerifle bildirilmiştir.” (Ahmed İbni Hanbel, Taberani ve İbn’i Hıbban Rivayetinde)</p>
<p>°Bütün farzlar Cebrail A.S. aracılığıyla Peygamber Efendimize (SAV) bildirilmiştir. Ancak “namaz” ALLAH’u Teâlâ C.C. tarafından (Mirac’da) aracısız olarak verilmiştir. Bu da namaz’ın önemini anlatmaya kâfidir.</p>
<p>°Peygamber Efendimiz SAV buyurdular ki; namaz&#8217;ı savsaklayanlara ALLAH&#8217;u Teâlâ C.C. dünyada, ölürken, kabirde ve ahirette olmak üzere 15 ceza verir. Dünyada:Ömrünün bereketi kaldırılır, yüzünden iyiler siması silinir,ALLAH C.C. hiçbir iyiliğine sevap vermez, duaları kabul olmaz, iyilerin dualarında payı bulunmaz. Ölürken:Zelil, kötü, çirki can verir, aç olarak can verir, bütün dünya denizleri gırtlarına akıtılsa kanmayacak şekilde susuzluk çeke çeke ölür.( Ölüm acısının bir damlası, dağlara damlatılsa dağlar dayanamaz erirdi.) Kabirde:Kabir onu sıkar, kemikleri birbirine geçer, kabri ateşle doldurulur(gecegündüz onu yakar), ALLAH C.C. Şuca isimli dehşetli çok büyük bir yılan gönderir,hergün her namaz vaktinde onu sokar bir an bırakmaz. (Efendimiz (SAV) “kabirden korkunç bir manzara görmedim” buyurdu.) Ahirette:Cehenneme sürükleyen azab melekleri yanından ayrılmaz,ALLAH C.C. onu kızgın olarak karşılar, hesabı çetin olup cehenneme atılır.(Cehennemdeki en hafif azap ayak çukuruna konulan bir ateş parçasının beynini fokur fokur kaynatmasıdır. Cehennemlikler çok çirkindir alt dudakları göğsüne sarkmış, üst dudakları yüzünü kaplamış olduğu halde sadece bir dişi (azabı daha iyi tatmaları için) Uhûd dağı büyüklüğündedir. Cehennemlikler dünyadaki ateşi görseler, ferahlanmak için içine dalarlardı. «İhya-u Ulumiddin»)</p>
<p>°Kıyamet günü adamın biri getirilerek ALLAH&#8217;ın C.C. huzuruna dikilir ve ALLAH C.C. onun cehenneme götürülmesini emreder. Adam:&#8221;Ya Rabbi beni ne yüzden cehenneme yolluyorsun?&#8221; deyince Yüce ALLAH C.C. ona:&#8221;Namazı vaktinde kılmadığın ve adıma yalan yere yemin ettiğin için&#8221; diye buyurur. Hadis&#8217;i Şerif (İbn&#8217;i Abbas&#8217;dan rivayet)</p>
<p>°°İmansız ölenin yerinin ebedi cehennem olduğu Ayet’i Kerime ile sabittir. İman’ın en büyük âlâmeti namazdır. Bazı alimlere göre namazı terk eden kişinin son nefeste imanını kurtarması zordur (her halde ALLAH’ın C.C. dilediği olur)</p>
<p>°Sur ‘a ikinci kez üflenip insanlar mahşer yerine geldiğinde, güneş 2 mızrak boyu (başka rivayette 1 mızrak boyu) yaklaştırılmış olduğu halde 50.000 senelik(Ahiret senesi) bir bekleyiş vardır. Beyinlerin kaynayacağı, açlıktan boyunların kopacağı midelerin yanacağı bu günde, insanlar öyle terleyecek ki bu ter 70 arşın yerin dibine gidecek sonra insanların seyyiatına göre kimisinin kulak memesine kimisinin çenesine kadar çıkacaktır. orada terlemek istemeyenlerin bu terlerini dünyada iken namaz,oruç,zekat,cihad ve amellerle atmaları gerektiğini bildirmiştir. İmam-ı Gazali (RA)</p>
<p><span style="color:#0000ff;">°ALLAH’ın C.C.Rızasını, kazanmak isteyen, yüzünün nurlanmasını ve güzelleşmesini isteyen ve daha bir çok faydalar isteyen Teheccüd (gece namazı)kılsın.</span></p>
<p>°Üç şey dinden çıkartır, iman ve nikah tazelemesi gerektirir. 1)İstihlâl:Harama helal demek 2)İstihza:İslâm’ın Farz, vacip, sünnet, müstehap ve edeplerinden biriyle ALAY ETMEK 3)İstihfâfini herhangi meseleyi hafife almak. Küfre düşen kişinin ise 50 sene namaz kılmış olsa farz namazlarını, Hacc’ını v.s. iade etmesi gerekmektedir. İki şeyde şaka yoktur 1)Dinde 2)Nikâh’ta (Hanımına şaka dahi olsa “boş ol” dememesi gerekir)</p>
<p><span style="color:#ff0000;">İman’ın en büyük âlameti “NAMAZ’dır”.</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/198/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/198/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/198/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=198&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/namaz-kilmayanin-vay-haline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MA&#8217;UN suresi</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/maun-suresi-2/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/maun-suresi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 18:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/maun-suresi-2/</guid>
		<description><![CDATA[107-MA&#8217;UN:
Gördün mü? Hitap yine Allah&#8217;ın Resulüne ve dolayısıyla genel olarak hitaba kabiliyeti olanların her birinedir. Soru, teaccüb (şaşma) suretiyle hazırlama içindir. Alemde açlık ve tokluk, korku ve emniyet gibi birbirini takip etmekte olan acı ve tatlı halleri görüp duran, ilaf ve anlaşma ile yardımlaşma ve toplum içinde yaşamak ihtiyacında bulunan insanlar içinde Hak Teâlâ&#8217;nın ceza [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=197&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>107-MA&#8217;UN:<br />
<font size="2">Gördün mü? Hitap yine Allah&#8217;ın Resulüne ve dolayısıyla genel olarak hitaba kabiliyeti olanların her birinedir. Soru, teaccüb (şaşma) suretiyle hazırlama içindir. Alemde açlık ve tokluk, korku ve emniyet gibi birbirini takip etmekte olan acı ve tatlı halleri görüp duran, ilaf ve anlaşma ile yardımlaşma ve toplum içinde yaşamak ihtiyacında bulunan insanlar içinde Hak Teâlâ&#8217;nın ceza ve mükafatını inkâr edenlerin, dine inanmayanların bulunması şaşılacak bir şey olduğuna tenbih ederek onların ruh halleriyle benliklerini tanıtmak ve öylelerin huylarındaki düşkünlüklerden müminleri sakındırmak için dikkat nazarını celbetmektir. Yani Ey Muhammed, Kureyş içinde küfredenlerin neler yaptıklarını görerek anladın, tanıdın a: o dini yalanlayanı.</font><br />
<font size="2">Burada da &#8220;din&#8221;, en mutlak ve en esaslı menfuhumu olan ceza mânâsınadır. (Tin Sûresi&#8217;ne bkz.) Yani insanların yaptığı iyilik veya kötülük karşılığında Hak Teâlâ&#8217;nın iyiliğe güzel sevap ile mükâfat, kötülüğe kötü azarlama ile ceza vereceğini, diğer tabirle herkesin bir olup da &#8220;Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.&#8221; (Zilzal, 99/7-8) ölçüsünce ettiklerini bulmaları Allah Teâlâ&#8217;nın inanılması, uyulması ve teslim olunup gereğince amel edilmesi lazım gelen kesin bir hükmü, bir Hak dini olduğunu tasdik etmeyip de dinin aslı yoktur, o yalandır der, cezaya inanmaz olan kimseyi gördün ya&#8230; Mukatil&#8217;den bunun As b. Vail Sehmî hakkında nazil olduğu rivayet edilmiş, ki kıyameti inkâr eder, çirkin işler yaparmış.</font><br />
<font size="2">Süddî&#8217;den Velid b. Muğire hakkında nazil olduğu rivayet edilmiş, Mâverdî de Ebu Cehil hakkında nazil olduğunu nakletmiş, rivayet edilmiştir ki: Ebu Cehil bir yetimin vasisi bulunuyordu. Bir gün o yetim çırıl çıplak ona gelmiş, kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş&#8217;in büyükleri de çocuğa: &#8220;Muhammed&#8217;e git de sana şefaat ediversin.&#8221; demişler, alay etmek istemişler. Öksüz onların maksatlarını bilmediği için Resulullah&#8217;a gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimiz (s.a.v) hiçbir muhtacı</font><br />
<font size="2">reddetmek adeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil&#8217;in yanına gitmişti. Ebu Cehil &#8220;buyurun&#8221; deyip merhaba etmiş ve öksüzün malını vermişti. Kureyş&#8217;liler bunun üzerine Ebu Cehil&#8217;e serzeniş etmişler, &#8220;sen de sapıttın, Muhammed gibi Sabileştin&#8221; demişler. &#8220;Hayır&#8221; demiş, &#8220;sapıtmadım velakin onun sağında solunda birer harbe gördüm, vermezsem vuracak diye korktum&#8221;. İbnü Abbas&#8217;tan bir rivayette de hem cimri, hem mürai bir münafık hakkında nazil oldu denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır.</font><br />
<font face="Comic Sans MS"><br />
</font><font face="Verdana"><font size="2">2. . Fâ, sebebiye veya mahzuf şartın cevabı olarak kendinden sonrasının kendinden öncesine terettüp etmesini ifade eder. mübteda, mevsûlü haberdir. Müsnedin marife olunanı da kasr ifade eder. Yani &#8220;gördünse bilirsin ya, görmedinse de bil! İşte cezaya inanmadığından dolayı öyle dinsiz imansız olan kimselerdir ki yetimi iter, öksüzü zayıf gördüğü ve Allah&#8217;tan korkmadığı için insaf ve merhamet etmiyerek kakar kakıştırır, kahir ve hakaretle kovar azarlar</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">3.</font></font><font face="Verdana"><font size="2"> Ve miskin, bîçare yoksulun yiyeceğine dair teşvikte ve isteklendirmede bulunmaz. Kendisi doyurmadığı gibi, gerek kendi akrabalarından ve gerek diğer vakit ve durumu müsait olanlardan diğer kimselerin bakıp gözetmesi, doyurması için de kayırmaz, bir yardımda, tavsiyede, teşvikte bulunmaz, çaresizlerin halini düşünmez, fakirlere bakılmasına taraftar olmaz.</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">Burada &#8220;taâm&#8221;dan murad it&#8217;âm olduğu için &#8220;ıt&#8217;âmûl&#8217;l-miskin&#8221; (yoksulları doyurmak) daha açık olacakken &#8220;taâm&#8221; denilmesi nüktelidir. Bunda aç olan bir yoksulun, kudreti olanlar tarafından verilecek taâma (yemeğe) mülkü imiş gibi dinen bir hakkı taalluk ettiğine işaret vardır ki &#8220;Onların mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardır.&#8221; (Zâriyat, 51/19) âyetinin mânâsıdır. Bu şekilde hak etmenin şiddetine tenbih ve başa kakmaktan men edilmiş demektir. Yani öyle bir çaresizi doyuran kimse, onun kendi hakkı olan bir yiyeceği vermiş, borcunu ödemiş gibidir. &#8220;Azarlayıp kovmak ve teşvik etmemek&#8221; fiilleri, devamlılık ifade eden muzari olmak hasebiyle, bu âyetlerin yukarıya bağlanmasından çıkan mânânın neticesi şu olur: Toplum halinde ülfet ve anlaşma içinde yaşamak ihtiyacında bulunan ve Allah&#8217;ın yardımıyla açlıktan kurtulmuş ve korkudan emniyete erdirilmiş olan insanların Allah&#8217;a ibadet ve kulluk etmeleri ve bu kulluğu yapmak için de öksüzlere, kimsesizlere bakmak, açlara, biçarelere yemek yedirip derman aramak için yardımlaşmaları Hak dinin gereği olan bir vazifeleri olduğu ve güçleri yeterken bunu yapmayanların Allah katında cezaya çarpılacakları muhakkak iken, bunun</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">zıddına öksüzü itip kakarak hakkını yemek ve yanıbaşındaki yoksul çaresizin en lüzumlu ihtiyacı olan yiyeceği hakkında bir delalatte ve teşvikte bile bulunmayacak kadar acımasızlık ve merhametsizlik etmek insanlık hesabına şaşılmak ve teessüf olunmak lazım gelen pek acı bir züll, bir düşkünlük olmakla beraber böyle öksüzü kakmak ve fakirlere bakmamak gibi insafsızlıklar, dine yalan diyen kimselerin yapageldikleri âdeti, huyu demektir. Her ne kadar bir insanın dine inanmaması şaşılacak bir şey olsa da inanmadıktan sonra o fena huylar ona tabii gibi olacağı için pek şaşılmaz. Asıl şaşılacak taraf, dindar görünenlerin bedenen ve malen vazife ve ibadetlerinden gafleti ve mürailik edip de cüz&#8217;î bir yardımdan sakınacak derecede cimrilik etmeleridir.</font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><br />
</font><font face="Verdana"><font size="2">4. Onun için buyuruluyor ki fakat yazıklar olsun o namaz kılanlara. Yani vay hallerine, yazıklar olsun o cehennemin veyl denilen ve kan, irin akan deresine düşecek olan namaz kılanlara, daha doğrusu namaz kılıyor, mümin görünenlere. </font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">5.</font></font><font face="Verdana"><font size="2"> Ki onlar namazlarından sehiv etmişlerdir, yanılmışlardır. Dinin direği ve kulların derli toplu kalb ile Hakk&#8217;ın huzuruna durarak bir yükselişi, Allah&#8217;a kavuşmaya bir çeşit vasıl oluşu demek olan ve şu halde onun zikriyle yardım ve inayetinden fert ve toplum olarak medet ve hidayet alarak onun rızasına, doğru yoldan yaklaşmak üzere emrine göre kulluk vazifelerini ihlas ile yapmak için şevk ve uyanıklık almak gereken namazlarından gaflet ile yanılmaktadırlar. Dikkate şayandır ki namazlarında sehiv değil, namazlarından sehiv ile azarlama yapılmıştır. Çünkü bazan namaz içinde sehvetmek, yanılmak insanlık gereği çekinilmesi kabil olmayan arızalardandır. Ondan dolayı Ata b. Dinar&#8217;dan rivayet edildiği üzere denilmiştir ki, hamdolsun Allah&#8217;a, namazda yanılma ile azarlamamış &#8220;namazlarında yanılanlar&#8221; buyurmamış, &#8220;namazlarından yanılmışlar&#8221; buyurmuştur.</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">Namazdan yanılmanın mânâsında da tefsircilerin bir hayli açıklamaları vardır: Başlıca namazın öneminde gaflet edip onu gereği gibi ciddi bir vazife olarak yapmamaktır ki, kılınıp kılınmadığına aldırmamak, vaktine dikkat etmemek, geçip geçmediğine aldırış etmeyip vaktinden geri bırakmak, terk etmekten üzülmemek, kıldığı vakit de Allah için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar, gayeler için münafıkça bir şekilde kılmak, açıkta, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, kıldıklarını da Hakk&#8217;ın huzurunda hayatın ruhanî ve cismanî bütün değişimlerini temessül ettirecek bir kulluk ve tazim olarak değil de Hz. Mevlânâ&#8217;nın dediği gibi, &#8220;baş yerde kuyruk havada&#8221; yahut</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">Türkçe bir deyimle söylendiği gibi &#8220;iki yatış, bir kıntış bakış&#8221;tan ibaret bir gösteriş veya bir eğlenti halinde yapmak şekillerine şamil olur. Söz musalli (namaz kılan) denilenlerde olduğu için büsbütün namazı terketmek bu konudan hariç olmak gerektir. Bu konuda İbnü Cerir rivayet ettiği iki haberle de delil getirmiştir. Birisi Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas (r.a.)&#8217;dan: Demiştir ki Peygamber (s.a.v.) hazretlerine &#8216;den sordum. &#8220;Onlar, namazı vaktinden geriye bırakanlardır.&#8221; buyurdu. Birisi de: Ebu Berzele el-Eslemî (r.a)&#8217;den: Demiştir ki: İş bu âyeti nazil olduğu zaman Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Allahü Ekber, bu sizin için herbirinize bütün dünya kadar bağış verilmekten daha hayırlıdır. Onlar o kimselerdir ki namaz kılarsa namazın bir hayrı olacağını ummaz, terk ederse Rabb&#8217;inden korkmaz.&#8221;</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">Bunda sözün gelişine göre kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmıyanlar da dahil olur. Zira birçok defalar geçtiği üzere dinin ruhu Allah&#8217;ın emrine ihlas ile tazim ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı ondan, bilerek, onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır. Onun için Kur&#8217;ân&#8217;da imandan sonra salih amellerin esası olmak üzere namaz ve zekat beraber zikrolunagelmiştir. Böyle iken dindar geçinen birtakım kimseler vardır ki, namaz kılar görünürler de sadece onunla bütün dini vazifelerini ifa edivermişler gibi farzederek yanılırlar. Zekat gibi diğer vazifelere önem vermez kaçınırlar. Allah için istemekten hoşlanırlar da, Allah için ufak bir şey vermekten, Allah&#8217;ın kullarına yardım etmekten ve Allah&#8217;ın emirlerinin îfası için lazım gelen masraflara güçleri yettiği kadar iştirak etmekten çekinirler. Halbuki böylelerle mescidler tamir edilmez. Çünkü Tevbe Sûresi&#8217;nde buyurulduğu üzere &#8220;Allah&#8217;ın mescitlerini, ancak Allah&#8217;a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah&#8217;tan başka kimseden korkmayan kimseler onarırlar.&#8221; (Tevbe, 9/18). Ve &#8220;Muhakkak namaz kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçirir. Allah&#8217;ı anmak, elbette en büyük ibadettir.&#8221; (Ankebut, 29/45) buyurulduğu üzere namaz çirkin ve kötü şeylerden vazgeçirir olduğu ve böyle Allah&#8217;ın zikri olan namaz en büyük vaiz olmak lazım geldiği halde onun yasaklamaları ve öğütleri sayesinde kötülük ve çirkinliklerden vazgeçmeyen, iyilik ve kulluk görevlerini düşünmeyen, Allah için yardım borçlarını vermekten bile sakınan kimseler de namazın</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">mânâsından, yasaklama ve öğüdünden gaflet ederek namazlarından yanılmış olurlar. Bununla beraber bu âyetin mânâsı şu iki âyet ile de izah olunuyor: </font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">6. Onlar ki mürâîlik ederler, gösteriş yaparlar. Her ne amel yapsalar Allah için yapmazlar da halka gösteriş için ve herkesin göreceği yerde yaparlar. </font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">7</font></font><font face="Verdana"><font size="2">. Ve mâûnu menederler. Zekâtı vermezler, yahut kimsenin esirgemeyeceği ödünç gibi cüz&#8217;î bir yardımlığı bile sakınır, kimseye bir damla birşey vermek, istemezler. Öyle cimri, öyle pinti olurlar. Böyle olanların zekat vermeyecekleri ise öncelikle anlaşılır.</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">İşte böyle namaz kılar, dindar görünüp de namazlarından yanılan, mürâîlik, gösteriş yapıp da ufak bir yardımdan bile kaçınan kimselerin bu halleri, dinsizin dini yalanlamasından değil ise de yetimi kakıştırmasından, fakirlere yardım etmemesinden daha çok şaşmaya değer, yazıklar olsun onlara!</font></font><br />
<font face="Verdana"><font size="2">Görülüyor ki Fil Sûresi&#8217;nden sonra Kureyş Sûresi bu Mâûn Sûresi ile açıklanarak buradan &#8220;veyl&#8221; (yazıklar olsun) kelimesi ile lafız bakımından ve &#8220;yardımlığı sakınırlar&#8221; ile de mânâ yönünden Hümeze Sûresi&#8217;nin &#8220;İnsanları diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her fesat kişinin vay haline! O ki mal yığdı, onu saydı durdu. Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.&#8221; (Hümeze, 104/1-3) mefhumuna bağlandıktan ve Fil Sûresi&#8217;nde &#8220;Görmedin mi?&#8221;, burada &#8220;gördün mü?&#8221; hitaplarıyla Peygamber&#8217;e &#8220;Görmedin mi?&#8221; &#8220;Gördün ya&#8221; diye birer belağatlı uyarma ile tenbih buyurulduktan sonra bunun arkasından Asr Sûresi gibi yukarıki bütün sûrelerin semeresini üç âyette özetleyen ve Kur&#8217;ân&#8217;ın en veciz sûresi ve bilhassa Duhâ Sûresi&#8217;nden beri gelen sûrelerin mefhumu üzerinde hepsinin tamamlayıcısı olan Kevser Sûresi&#8217;yle de Muhammed Aleyhisselam&#8217;ın şanı, özetin özeti olarak tebliğ edilecek ve anlatılacaktır</font></font></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/197/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/197/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/197/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=197&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/maun-suresi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/sehiv-secdesi-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/sehiv-secdesi-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 18:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/sehiv-secdesi-nasil-yapilir/</guid>
		<description><![CDATA[Sehiv secdesi; &#8220;yanılma ve unutma secdesi&#8221; demektir. Namazın farzlarından birinin tehiri (geciktirilmesi) veya vaciplerden birini terk ve ya tehiri halinde yapılması gerekir.
Şöyle yapılır:
Son oturuşta yalnız &#8220;Tahiyyat&#8221; okunduktan sonra iki tarafa selam verilir. Ondan sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; denilerek secdeye varılıp üç kere &#8221; Sübhane Rabbiye&#8217;l-alâ &#8221; okunur. sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; denilerek kalkılır. Bir tesbih miktarı duraklamadan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=196&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Sehiv secdesi; &#8220;yanılma ve unutma secdesi&#8221; demektir. Namazın farzlarından birinin tehiri (geciktirilmesi) veya vaciplerden birini terk ve ya tehiri halinde yapılması gerekir.</p>
<p><strong>Şöyle yapılır:</strong><br />
Son oturuşta yalnız &#8220;Tahiyyat&#8221; okunduktan sonra iki tarafa selam verilir. Ondan sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; denilerek secdeye varılıp üç kere &#8221; Sübhane Rabbiye&#8217;l-alâ &#8221; okunur. sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; denilerek kalkılır. Bir tesbih miktarı duraklamadan sonra tekrar &#8220;Allahu Ekber&#8221; deyip ikinci secdeye varılır. Yine üç kez &#8221; Sübhane Rabbiye&#8217;l-alâ &#8221; okunduktan sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; denilerek kalkılır ve oturulur. Tahiyyat, Salli-Barik ve&#8221;Rabbena atina&#8221; okunup önce sağ tarafa sonra da sol tarafa selâm verilir.(1)<br />
Mesela; Vitir namazında Kunut dualarını unutmak, Fatiha&#8217;dan sonra zamm-ı sure okunması gereken yerde zamm-ı sureyi okumadan rükûa gitmek, birinci tahiyyâta oturmayı unutmak, namazda secde ayeti okunduğu zaman secde etmemek gibi durumlarda vacip terk edildiği için sehiv secdesi gerekir.<br />
Üç veya dört rekatlı farz namazlar ile vitir namazında ikinci rekattan sonra tahiyyat&#8217;ı okuduktan sonra hemen ayağa kalkmayıp &#8220;Salli-Barik okuduktan sonra ayağa kalkmak, Fatiha&#8217;yı okumadan zamm-ı sureyi okuyup daha sonra fatihayı okumadığını hatırlayıp Fatiha&#8217;yı okumak, gibi durumlarda ise vacip tehir edildiği için yine sehiv secdesi gerekir.<br />
Sehiv secdesi yapılması gereken durumda unutup selam verilirse namazın yeniden kılınması gerekmez. (1) Büyük İslam ilmihali. Ömer Nasuhi BİLMEN. sayfa 181<!-- / message --><!-- sig --></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/196/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/196/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/196/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/196/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/196/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=196&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/03/14/sehiv-secdesi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kuran’dan akıl ve düşünmek eylemiyle ilgili ayetler..</title>
		<link>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/02/27/kuran%e2%80%99dan-akil-ve-dusunmek-eylemiyle-ilgili-ayetler/</link>
		<comments>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/02/27/kuran%e2%80%99dan-akil-ve-dusunmek-eylemiyle-ilgili-ayetler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2007 11:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ulkumuz.wordpress.com/2007/02/27/kuran%e2%80%99dan-akil-ve-dusunmek-eylemiyle-ilgili-ayetler/</guid>
		<description><![CDATA[Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (BAKARA SURESİ / 13)
Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (BAKARA SURESİ / [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=162&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p align="center">Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla</p>
<ul>
<li><font size="+0">Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 13)</font><span></span></li>
<li><font size="+0">Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 44)</font></li>
<li><font size="+0">Bunun için de: “Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun” demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 73)</font></li>
<li><font size="+0">Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah’ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 75)</font></li>
<li><font size="+0">İman edenlerle karşılaştıklarında “İman ettik” derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: “Allah’ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 76)</font></li>
<li><font size="+0">Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 170)</font></li>
<li><font size="+0">İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 171)</font></li>
<li><font size="+0">Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 179)</font></li>
<li><font size="+0">Hacc, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kadına yaklaşmak, fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup-sakının. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 197)</font></li>
<li><font size="+0">İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 242)</font></li>
<li><font size="+0">Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (<a href="http://www.kuranfihristi.net/suregoster.php?sureno=2"><font color="#59708c">BAKARA SURESİ</font></a> / 269)</font></li>
</ul>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ulkumuz.wordpress.com/162/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ulkumuz.wordpress.com/162/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ulkumuz.wordpress.com/162/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ulkumuz.wordpress.com/162/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ulkumuz.wordpress.com/162/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ulkumuz.wordpress.com/162/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ulkumuz.wordpress.com/162/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ulkumuz.wordpress.com/162/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ulkumuz.wordpress.com/162/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ulkumuz.wordpress.com/162/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ulkumuz.wordpress.com/162/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ulkumuz.wordpress.com/162/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ulkumuz.wordpress.com&blog=766838&post=162&subd=ulkumuz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ulkumuz.wordpress.com/2007/02/27/kuran%e2%80%99dan-akil-ve-dusunmek-eylemiyle-ilgili-ayetler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5d5b8be98d1466a49584697ba56c05c5?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ulkumuz</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>